Özgürlük yoksa ne yediğin yemeğin tadını alırsın, ne çiçeklerin mis kokularını duyarsın, ne doğan güneşin güzelliğini fark edersin, ne karanlıkta ışıldayan yıldızlar mutlulukla doldurur içini, ne uçsuz bucaksız denizler huzur verir, ne gümrah ormanların yeşili şenlendirir gönlünü.
İnsan iyilik ile kötülüğün birleşmiş halidir. İnsan ruhu da bu ikisinin sarayıdır. Biri olmadan öteki olmaz. Mesele karar anında senin hangisini seçeceğindir. Eğer kalbin temizse, hayatın onu kirletmesine izin vermediysen, eğer aklını cahillikten korumayı öğrendiysen, eğer iraden iyiliği seçebiliyorsa, işte o zaman kötülük bir köşeye siner. Ama sadece o an için, başka bir karar anında bütün cazibesiyle yeniden çıkar karşına. Ve şöyle der: 'Bak ben eğlenceliyim, seni sınırlamam, istediğin her şeyi yapmanı sağlarım... Benim yolumdan git mutlu olacaksın.' Evet, her zaman işte böyle der kötülük ve her aşamada aklını çelmeyi dener. Onu mutlaka yenmelisin, sadece dışarda değil, bizzat kendi içinde yenmelisin. Kötülüğü ruhunun en dibinde, sinip kaldığı o en karanlık köşede tutmayı başarabilmelisin.