Dürüst olmak gerekirse harem merakımdan okudum kitabı ve beni oldukça tatmin etti. Sultan III. Murat en playboy padişah diyebiliriz. 500'den fazla cariyesi ve 100'den fazla çocugu olmuş bir adamın hareminde olmak nasıl bir histir, sürekli bunu düşünüyorsunuz kitap boyunca... Safiye Sultan ise onun gençlik aşkı ve tüm bu kadınlar III. Murat'ın annesi ve halasının onu Safiye'den uzaklaştırmak için buldukları bir çözüm... Sanırım cariyeler bakireydi, yoksa o kadar kadından kapacagı hastalıklarla çok daha erken ölmesi gerekirdi. Gerçi erkekler genelde sadece taşıyıcı oluyor, evrimsel bir adaptasyon... Böyle bir adamı, bir imparatoru kendine bağlayan bir kadının hikayesini okuyorsunuz. Tamamen antisosyal ve stratejik bir zekası oldugunu düşünüyorum Safiye Sultan'ın. Acıma duygusu yok. Kendinden başka birini sevebildiğini de sanmıyorum, belki oğlu III. Mehmed'i seviyordur en fazla. Hipergamiye ve hareme meraklı bir kadın olarak beni daha fazlasını istemeye sevk etti kitap ve III. Murat öldüğünde zaten çok duraganlaştı. Aynı yazarın Hürrem Sultan romanını da okumak isterdim ama şu an gözlerimdeki sorun nedeniyle sadece sesli kitap okuyabiliyorum ve onu bulamadım. III. Murat'tan sonrası full entrika ve kanın gövdeyi götürdüğü taht oyunları... Her şeye sahip oldugu halde kadının gözünün asla doymaması ve 80 yaşına kadar yaşaması korkunçtu. Sanırım o haremde olsam böyle biri varken gözdeliğimi bile bir yıldan fazla koruyamazdım.
Bu arada yazar en başta Osmanlı korsanlarını ve elçisini övüp Venedikli küçük Baffo'nun onlardan ne kadar etkilendiğini ve kaçırılmanın bir fırsat oldugunu anlayıp sevindiğini söylediğinde çok saçma ve male gazed gelmişti. Ama Osmanlı dönemindeki güreşçi resimlerine vs baktıgımda gerçekten Osmanlı erkeklerinin çok maskülen ve etkileyici adamlar