Albert Einstein

Albert Einstein

8.3/10
174 Kişi
·
424
Okunma
·
284
Beğeni
·
5.880
Gösterim
Adı:
Albert Einstein
Unvan:
Fizikçi
Doğum:
Ulm, Alman İmparatorluğu, 14 Mart 1879
Ölüm:
Princeton, New Jersey, Abd, 18 Nisan 1955
Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi.
Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya gelen Einstein, yaşamının ilk yıllarını Münih'te geçirdi. Lise eğitimini ve yüksek eğitimini İsviçre'de tamamladı fakat bir üniversitede iş bulmada yaşadığı zorluklar nedeniyle bir patent ofisinde müfettiş olarak çalışmaya başladı. 1905 yılı Einstein için bir mucize yıl oldu ve o dönemde kuramları hemen benimsenmemiş olsa da ileride fizikte devrim yaratacak olan dört makale yayınladı. 1914 yılında Max Planck'ın kişisel ricası ile Almanya'ya geri döndü. 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü. Nazi Partisi'nin iktidara yükselişi nedeniyle 1933'te Almanya'yı terk etti ve Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşti. Ömrünün geri kalanını geçirdiği Princeton'da hayatını kaybetmiştir.

Albert Einstein, özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile iki yüzyıldır Newton mekaniğinin hakim olduğu uzay anlayışında bir devrim yaratmıştır. Sadece matematik hesaplamalar ve denklemler ile oluşturduğu kuramları sonradan deneysel olarak defalarca doğrulanmıştır. E = mc2 denklemi ile formüle ettiği kütle-enerji eşdeğerliği yıldızların nasıl enerji oluşturduğuna açıklama getirmiş ve nükleer teknolojinin önünü açmıştır. Fotoelektrik etki ve Brown hareketine getirdiği matematiksel açıklamalar, modern fiziğe diğer katkıları arasındadır. Ömrünün büyük bir kısmını bütün kuramları birleştiren bir birleşik alan kuramı yaratmaya çalışarak geçirmiş ama bu çabaları sonuçsuz kalmıştır. Einstein kuantum mekaniğinin bazı sonuçlarına, özellikle belirsizlik ilkesine oldukça şüpheci yaklaşmış fakat bu yaklaşımlar ileride geniş kabul görmüştür.

Einstein Nazilerin nükleer bomba geliştirmesi endişesiyle ABD başkanı Roosevelt'e bir mektup göndermiş, ABD'nin nükleer çalışmalara başlamasını tavsiye etmiştir. Holokost sonrası Yahudilerin kendi ülkelerine sahip olması gerektiği fikrini savunmuş, İsrail'in kuruluşuna destek vermiştir. Çeşitli söyleşilerinde Yahudilik dinine ve diğer kutsal kitaplara inanmadığını belirtmiş, sosyalizme sempati duyan bir makale yayınlamıştır. Bertrand Russell ile birlikte nükleer silahlara karşı bir manifesto da yayınlamıştır.

Einstein hayatı boyunca 300’den fazla bilimsel makale yayınlamıştır, ayrıca 150’den fazla bilim dışı çalışmaları da olmuştur. Başarıları ve eserleri nedeniyle Einstein sözcüğü, “dahi” ile eşanlamlı kullanılmaya başlanmıştır.

18 Nisan 1955’te, Albert Einstein iç kanama geçirdi. İsrail’in kuruluşunun yedinci yıl dönümü nedeniyle bir televizyon konuşmasının taslağını hazırlıyordu ama bitiremeden hayatını kaybetti. Einstein ameliyatı şu sözlerle reddetti, “İstediğim zaman gitmek istiyorum. Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız. Ben payımı kullandım, şimdi gitme zamanı ve bunu zarif bir şekilde yapmak istiyorum”. 76 yaşında, Princeton Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Einstein’ın kalıntıları yakıldı ve külleri bilinmeyen bir yere serpildi. Otopsisi sırasında Princeton Hastanesi patolojisti Thomas Stoltz Harvey, Einstein’ın beynini korumak için ailesinden izin alarak çıkardı. İleride nörolojinin Einstein’ın neden bu kadar zeki olduğunu bulacağına inanıyordu.
Korkarım ki bir gün teknoloji, insan etkileşiminin önüne geçecek ve aptal bir nesil ortaya çıkacak.
Einstein adeta bu kitapta laboratuvardan çıkıp karşımızdaki koltuğa oturuyor ve çağın toplumsal sorunlarına, güncel olaylarına bir sosyolog edasıyla yorumlar, çözümler getiriyor. Katılmadığım bazı düşünceleri vardı ama o zaten yorumları yaparken doğru söylediği konusunda diretmiyor. Bunlar sadece benim görüşlerim diyor. Ayrıca bilinenin aksine Einstein bu kitapta gayet anlaşılır. :)
Einstein nelere değinmemiş ki, her şeyle ilgili yorum yapmış. Hayatın anlamı, dünya görüşü, zenginlik, din-bilim-toplum ilişkisi, sosyalizm, zenci sorunu, insan hakları, eğitim, savaş ve barışla ilgili derlenmiş denemeler çarpıcı fikirler ve aforizmalarla dolu bir kitap. Ama en dikkat çekicileri ve üzerinde en çok durulanı uluslararası kargaşa ve güç yarışı yerine Einstein'in bir dünya devleti kurulması fikrini sebepleriyle birlikte anlatmasıydı. Ve tabii en çok merak edilenlerden biri: atom bombası. Einstein, yapıştırılan bu yaftayla ilgili de bir şeyler anlatıyor bize. Sadece atom bombası savunması için bile merak edip okunabilir. Bunların yanı sıra eğitim konusunda yetkililere nasihatlar tadında bir deneme ve Freud'a yazdığı mektup da bu kitapta bulunuyor.
En başta da dediğim gibi sanki ben bir konu başlıkları listesi hazırlayıp masaya koymuşum ve Einstein o listeyi alıp bu konularla ilgili düşüncelerini söylemiş. Öyle bir tat aldım.
İyi ya da kötü Einstein'in fikirlerini merak ediyorsanız bilim dışı denemelerinin derlendiği bu kitabı okuyabilirsiniz.
Albert Einstein'ın kim olduğunu ve neler başardığını bilmiyorum anlatmaya gerek var mı. Toplum, insanlığa yön vermiş böyle büyük insanları ulaşılması zor, kalıplaşmış, uzak durulan, izole bir dünyaya mahkum eder. Çoğu zaman onların da bizim gibi insan olduğunu unutur, onları başarılarının içine hapsederiz. Yaşamla Yazışma'nın benim açımdan en güzel yanı Einstein'ı kendi adıma bu mahkumiyetten kurtarmama yardım etmiş olması. Einstein'ın büyük bilim adamı olmanın ötesinde gündelik hayatında nasıl biri olduğunu, insanlara karşı tavrını, dünya sorunlarına karşı tutumunu öğrenmek isteyenler çok iyi bir kaynak Yaşamla Yazışma.

Albert Einstein yalnız kendi çağının değil tüm zamanların en büyük bilim insanlarından biri. Birkaç ömre ancak sığdırılabilecek başarıyı sığdırdığı sıkışık zamanında bile kendisine gelen hiçbir mektubu yanıtsız bırakmamış. Bu kitap söz konusu mektuplara verilen cevaplardan oluşuyor. Mektuplar bölümlere ayrılmadan, kısa kısa açıklamalar eşliğinde yayımlanmış. Bu yüzden konudan konuya atlıyor ve okurken insanda verdiği düşünsel yorgunluk yüzünden durup soluklanma ihtiyacı doğuruyor. Ama şu kadarını söyleyebilirim; Albert Einstein bulduğu kuramlar ile bu kadar ünlü olmasaydı bile, onun adını hayata ve insanlığa dair yaptığı enfes tespitler sayesinde mutlaka duyacaktık.

Siteye üye olduğumdan beri sanırım en çok alıntı yaptığım kitap bu kitaptı. Daha da yapmayı düşünüyordum ama linç edilmekten korktum. Ama ben korkularıma teslim olur muyum? Asla :) Herkesin alıntılama sayısına kimse karışamaz malum. '' Buradan çıkınca nereye gideceksin '' ayarında olmadığı sürece bir anlam ifade eden tüm alıntılar kabulümüz. 1K'dan önce kitaplarda gördüğüm altı çizilesi cümleleri klasörlere yazardım. Öğrencilik hayatım boyunca bu klasörleri taşımaktan kollarım uzadı. Herkesin kitap okumaktan gördüğü zarar gözlerinin bozulması iken, benimki anatomik oldu. O yüzden bu kadar alıntı yaptığım için pişman değilim. Yine olsa yine yaparım hakim bey! Kalan alıntılarımı da incelemeye iliştirdim. Böylesine enfes tespitleri iki kapağın arasına mahkum etmeye gönlüm elvermedi. Kesinlikle en kısa zamanda okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.


'' Bilgi ve becerinin tek başına insanları onurlu ve mutlu bir yaşama ulaştıramayacağını da unutmamalıyız. İnsanlık yüksek ahlaki norm ve değerleri savunanları nesnel gerçeği keşfedenlerden üstün tutmakta yerden göğe haklıdır. İnsanlığın Buda, Musa ve İsa gibi kişilere borçlu olduğu şeyler bence araştırıcı ve
yapıcı (konstruktiv) beyinlerin tüm başarılarından daha değerlidir. İnsan soyunun onurunu, kendine güvenini ve varoluştan duyduğu sevinci yitirmemesi için bu üstün kişilerin armağanlarını korumalı ve canlı tutmaya çalışmalıyız. ''

'' Yüzyıllar içinde sizin bir katkınız olmaksızın topraklarınızda doğmuş olan birkaç önemli kişiyle övünmeyin. Bunun yerine her birine zamanında nasıl davrandığınızı ve öğütlerine ne kadar uyduğunuzu düşünün. ''

'' - Bach'ın yapıtları hakkında söyleyeceklerim: Dinlemeli, çalmalı, sevmeli, saygı duymalı ve çeneyi tutmalı.
-Schubert'le ilgili yalnızca şunu söyleyebilirim: Çalmalı, sevmeli ve çeneyi tutmalı! ''

'' Sevgili Schopenhauer'iniz bir keresinde insanların zavallılıklarıyla trajediye ulaşmayı başaramayıp, trajikomedide takılıp kalmaya mahkum olduklarını söylemiş. Ne kadar da doğru ve bu izlenime öylesine sık kapıldım ki! Dün ilahlaştırılandan bugün nefret edilip yüzüne tükürülüyor, yarın unutulacak, öbür gün ise azizliğe yükseltilecek. Tüm bunlar ancak mizahla aşılabilir, soluk aldığımız sürece buna sıkıca sarılmalıyız. ''

'' İnsanların ahlaki tutumlarındaki korkunç yıkımın öncelikle yaşamımızın mekanikleşmesi ve kişilikten yoksun duruma gelmesiyle ilgili olduğu kanısındayım-- bilimsel-teknik alandaki ilerlemenin yıkıcı bir yan ürünü . Nostra culpa! (Suçlu biziz!) Bu uğursuz kusuru üstesinden gelmenin yolunu bilmiyorum. İnsan üzerinde durduğu gezegenden daha hızlı soğumakta. ''

'' Aslına bakılırsa şimdiye kadar baştakiler iktidarlarını kendi düşünme ve karar verme yeteneklerine değil, başkalarını ikna etme, onları etkileme ve zayıflıklarından yararlanma becerilerine borçlu olmuşlardır.
Hep aynı sorun: Yetenekli ve iyi niyetli kişileri insanların başına geçirebilmek için ne yapılmalıdır? Şimdiye kadar bu yolda gösterilen tüm çabalar sonuçsuz kalmıştır. Üzgünüm ama bence siz de bunu çözecek bir yol bulmuş değilsiniz. ''

'' Nasıl oluyor da uygarlığa değer veren bu çağ böylesine iğrenç biçimde ahlakdışı olabiliyor? Giderek insan sevgisi ve özgecilik dışında her şeye daha az değer vermeye başlıyorum... Teknikteki tüm o göklere çıkarılan ilerlemelerimiz, hatta tümüyle uygarlık, hasta ruhlu caninin elindeki baltaya benziyor. ''

'' Eğer günümüzdeki dinlere inananlar bu dinlerin kurucuları doğrultusunda düşünmek, yargılamak ve davranmak için ciddi biçimde çaba harcayacak olsalardı, çeşitli dinlere inananlar arasında inanca dayalı hiçbir düşmanlık kalmazdı. Hatta bunun da ötesinde inançlar arasındaki karşıtlıkların önemsiz olduğu ortaya çıkardı. ''

'' Felsefe diğer tüm bilimleri doğurmuş ve donatmış olan bir anneye benzer. Bu nedenle çıplaklığı ve yoksulluğu yüzünden küçümsenmemeli, tersine zevksizlik içinde yozlaşmamaları için Don Kişotça ideallerinin birazının da çocuklarında varlığını sürdürmesi dilenmelidir. ''

'' Bir koyun sürüsüne tam üye olabilmek için her şeyden önce koyun olmak gerekir. ''
Einstein'ın ne de güzel gözü varmış dedirtti. Böyle bir dehanın kendi yazdığı sözlerini okuyabilmek güzel bir şanstı kendi adıma.

Savaşı hiç ama hiç sevmemesi ve anlamsız bulması, askeri eğitimin insanlar üzerindeki kritik psikolojik etkileri ve içerdiği insan hakları ihlalleri hakkında düşünceleri, sanatçıların ve fikir adamlarının insanlığa dair duygulardan çok milliyetçi duygularla hareket ettiğini düşünmesi ve çağdaş sorunlara yenilikçi öneriler gibi bazı düşüncelerimiz paralellik taşıyor kendisiyle.

Silahsızlanma, yeni nesillerden duyduğu umut, akademilerle yaptığı çeşitli mektuplaşmalar, siyonist düşünce hakkındaki görüşleri, uluslararası bir barış kurma amacıyla kafasında tasarladığı uluslararası bir mahkeme gibi düşünceleri açısından kitap kendisini tanımak adına kısa bir otobiyografi özelliğini taşıyor. Her ne kadar meslek ve kişilik olarak benzemeseler de kitabın ilk kısımlarından ve iğneleyici yazım üslubundan dolayı kendisini Müjdat Gezen'in kitaplarında kullandığı üsluba çok benzettim.
Albert Einstein'ın Üniversite öğrencilerinin,bilim adamlarının,çocukların kısaca çeşitli insanların mektuplarını cevapladığı bir kitap.Mektuplar farklı konular içeriyor.Aşk acısı çekip çözüm bulmak için yazan da var,hayatın amacı nedir diye soran da. :) Değişmeyen tek nokta Einstein'ın verdiği cevaplarda ki samimiyet.
Bunun dışında bilim,din,sanat,eğitim,politika üzerine gelen mektuplarda sorulmuş olan sorular sonucu tespitleri gerçekten çok başarılı. Ben özellikle çocukların mektuplarına yazdığı cevapları ve Freud'a verdiği yanıtı çok sevdim.Öte yandan açık sözlülükle,farklı yönlerden bakarak,korkmadan verdiği yanıtlar ise hayranlık uyandırdı.

Gençliğinde haylaz,beceriksiz ve tembel bir öğrenci olduğu söylenen,ciddi psikolojik bunalımlar yaşamış olan bu adamın ailesine gönderdiği bir mektupta ''Keşke doğmasaydım'' dediğini biliyordum.Kitapta bu mektup yer almıyor fakat 1898'de kız kardeşine göndermiş olduğu bir mektupta ''Yakınlarım için yükten başka bir şey değilim.Keşke hiç yaşamasaydım.'' dediği görülüyor.Tüm zorluklara rağmen adını tarihe silinmeyecek şekilde yazdırmış olması,şüphesiz ki zekasının,hayal gücünün ve vazgeçmeyişinin ödülü.
Pasifist bir bilim adamı olan Albert Einstein'ın felsefi ve siyasi düşünceleri bu kitapta toplanmış..Özellikle benim gözümden dünya, politika ve pasifizm bölümlerinde etkileyici düşünceleri var..
Einstein'ın fizik dışında ki konularda neler düşündüğünü, hangi fikirlere sahip olduğunu hep merak etmişimdir,bu açıdan önemli bir eser.
Kitap dört bölümden oluşuyor: Benim Gözümden Dünya, Politika ve Pasifizm, Almanya 1933 ve Yahudiler.
Doğrudan bir anlatım mevcut genel anlamıyla keyif alarak okudum.
Kitapta ortaya çıkan Einstein, '' Antimilitarist, eğitim odaklı, panteist ve sosyalist.''
Fakat öte yandan Filistin konusuna yaklaşımı biraz kendisiyle çelişmesine neden oluyor gibi hissettim,Milliyetçi bir yaklaşım söz konusu.
''Filistin için yapılan her şey, tüm Yahudi halkının refahı ve onuru için yapılmıştır.'' diyor.Militarizm ve Savaş hakkında neredeyse hakarete varan cümleler kurmuş birisinin daha sonrasında bu noktaya gelebilmesi şaşırttı beni açıkçası :)
Kitabı oxuyub bitirdikdən sonra, dedim ki, əcaba mən də dünyanı öz gözümdən yazsam, nə etsəm?
Daha doğrusu, bunu mənə dedirdən kitabın ilhamverici gücü oldu. Yaşadığımız dünyaya min ildə bir gələn Eynşteyn kimi dahinin insanlara bəxş etdiyi elmi töhfələrdən başqa, həm də hikmətli nəsihətləri, qəlbə təsir edən səmimi etirafları, pozitivliyi, şübhələri, əminlikləri, sevgisi, arzusu, barışa olan tutqusu, nəhayət, təəccübləndirən o saf uşaq təbiəti ilhamverici olmaya bilməz.
Doğrudur, bəzi məqamlarda üzüldüyüm sətirləri də oxudum. Dini inanc barədə tərəddüddə qalması, gah nala, gah mıxa vurması, kosmik ruh anlayışına çatıb, orda dayanmasına heyrətləndim. Bir şeydə haqlıdır: "Dinsiz elm kor, elmsiz din isə topaldır". Bu yerdə Yuval Hararinin dinin və elmin bir-birinə lazım olması haqqında yazdığı abzasları xatırladım (Homo Deus).
Bundan əlavə yəhudi məsələsinə hədsiz emosional yanaşması da nəzərimdən qaçmadı. Ancaq bütövlükdə Eynşteynin bütün insanlığı barışa, tərəqqiyə, daima təhsil almaq, dünyamızdakı sirləri öyrənmək, dünyagörüşümüzü artırmağa səsləməsi dahinin sülh dolu bir dünya arzulamasından xəbər verir.
Ən maraqlı məqamlardan birini qeyd edim. Mətn o qədər sadə dildə yazılıb ki, sanki yaxın bir dostunla söhbət edirmişəm kimi təəssürat yaratdı məndə. Deyəsən, dahinin belə bir fikri vardı: "Bir suala cavabı sadə dildə izah edə bilmirsənsə, o məsələni tam anlamamısan demək".
Eynşteynə görə hər kəs dahi olmağa qadir gücə sahibdir. Sadəcə, "Dahiliyin 10′da 1′i qabiliyyət 10′da 9′u da çalışmaqdır", "Dahiliyim çox ağıllı olduğuma görə yox, sadəcə problemlərin həllinə çox vaxt sərf etməyimdədir".
Bizlərə də bu cür əzmkar dahilərdən gücümüzün yetdiyi qədər öyrənmək və həyata tətbiq etmək düşər.
@mumogluceylan
Albert Einstein ın olmasını istediği bir dünyaya dair , gerçeklikten uzak olmayan ama bana göre biraz da ütopik bir dünya arzusu var. Toplumsal konularda da incelemelerinin yer aldığı güzel bir kitap.
Hemen hemen herkesin adını bildiği ama içeriği ile ilgili fikri olmadığı teorinin kitabıdır.

Çok bilen anlatamaz sözü Einstein içinde geçerli; anlatmak istediğini bayağı bir dolandırarak kafanızı karıştırarak anlatıyor.

Kitap içinde aynı zamanda formüllerle tamamen bilimsel olarak İzafiyet Teorisi de anlatılmaktadır. Okuyabilmek için pozitif bilimlerle biraz uğraşmış olmak gerekir diye düşünüyorum. Anlayabilmek için ise: Doğduğunuzdan bugüne kadar bütün bildiklerinizi, bildiğinizi düşündüklerinizi unutmanız gerekir. Çünkü sizin duyularınızla algıladığınız evrenin aslında öyle olmadığını zaman, mekan ve hareketin aslında birbiriyle iç içe ve bağıntılı olduğunu anlatır.

Işık hızına yakın bir hızda 1 yıllık bir yolculuk için dünyadan ayrılsaydınız, geldiğinizde dünyada 1000 yıl geçmiş olacaktı. Asıl kafa karıştıran ise yolculuk yaparken siz o 1 yılı 1 yıl olarak yaşayacaktınız. Sadece 1 yıl yaşlanmış olarak dünyaya geldiğinizde tanıdığınız herkesin çoktan ölmüş olduğunu görecektiniz.

Sadece zaman değil, mekan ve hareketin de izafi olduğunu ve hepsinin aslında birleşik tek bir sistem içinde olduğunu anlatır.
Albert amca fizik konusundaki çalışmalarından dolayı değer verdiğim bir isim ve bu değeri Dünya'ya bakışı ve sosyal çalışmalarıyla bir kat daha arttı(Sadece bir konuda gerçeği görememesi hafif hayal kırıklığına uğrattı ama diğer konulardaki görüşü bu hatasını telafi ettiriyor.). Albert amca'nın gözünden bir kez olsun bakmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Albert Einstein
Unvan:
Fizikçi
Doğum:
Ulm, Alman İmparatorluğu, 14 Mart 1879
Ölüm:
Princeton, New Jersey, Abd, 18 Nisan 1955
Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi.
Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya gelen Einstein, yaşamının ilk yıllarını Münih'te geçirdi. Lise eğitimini ve yüksek eğitimini İsviçre'de tamamladı fakat bir üniversitede iş bulmada yaşadığı zorluklar nedeniyle bir patent ofisinde müfettiş olarak çalışmaya başladı. 1905 yılı Einstein için bir mucize yıl oldu ve o dönemde kuramları hemen benimsenmemiş olsa da ileride fizikte devrim yaratacak olan dört makale yayınladı. 1914 yılında Max Planck'ın kişisel ricası ile Almanya'ya geri döndü. 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü. Nazi Partisi'nin iktidara yükselişi nedeniyle 1933'te Almanya'yı terk etti ve Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşti. Ömrünün geri kalanını geçirdiği Princeton'da hayatını kaybetmiştir.

Albert Einstein, özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile iki yüzyıldır Newton mekaniğinin hakim olduğu uzay anlayışında bir devrim yaratmıştır. Sadece matematik hesaplamalar ve denklemler ile oluşturduğu kuramları sonradan deneysel olarak defalarca doğrulanmıştır. E = mc2 denklemi ile formüle ettiği kütle-enerji eşdeğerliği yıldızların nasıl enerji oluşturduğuna açıklama getirmiş ve nükleer teknolojinin önünü açmıştır. Fotoelektrik etki ve Brown hareketine getirdiği matematiksel açıklamalar, modern fiziğe diğer katkıları arasındadır. Ömrünün büyük bir kısmını bütün kuramları birleştiren bir birleşik alan kuramı yaratmaya çalışarak geçirmiş ama bu çabaları sonuçsuz kalmıştır. Einstein kuantum mekaniğinin bazı sonuçlarına, özellikle belirsizlik ilkesine oldukça şüpheci yaklaşmış fakat bu yaklaşımlar ileride geniş kabul görmüştür.

Einstein Nazilerin nükleer bomba geliştirmesi endişesiyle ABD başkanı Roosevelt'e bir mektup göndermiş, ABD'nin nükleer çalışmalara başlamasını tavsiye etmiştir. Holokost sonrası Yahudilerin kendi ülkelerine sahip olması gerektiği fikrini savunmuş, İsrail'in kuruluşuna destek vermiştir. Çeşitli söyleşilerinde Yahudilik dinine ve diğer kutsal kitaplara inanmadığını belirtmiş, sosyalizme sempati duyan bir makale yayınlamıştır. Bertrand Russell ile birlikte nükleer silahlara karşı bir manifesto da yayınlamıştır.

Einstein hayatı boyunca 300’den fazla bilimsel makale yayınlamıştır, ayrıca 150’den fazla bilim dışı çalışmaları da olmuştur. Başarıları ve eserleri nedeniyle Einstein sözcüğü, “dahi” ile eşanlamlı kullanılmaya başlanmıştır.

18 Nisan 1955’te, Albert Einstein iç kanama geçirdi. İsrail’in kuruluşunun yedinci yıl dönümü nedeniyle bir televizyon konuşmasının taslağını hazırlıyordu ama bitiremeden hayatını kaybetti. Einstein ameliyatı şu sözlerle reddetti, “İstediğim zaman gitmek istiyorum. Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız. Ben payımı kullandım, şimdi gitme zamanı ve bunu zarif bir şekilde yapmak istiyorum”. 76 yaşında, Princeton Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Einstein’ın kalıntıları yakıldı ve külleri bilinmeyen bir yere serpildi. Otopsisi sırasında Princeton Hastanesi patolojisti Thomas Stoltz Harvey, Einstein’ın beynini korumak için ailesinden izin alarak çıkardı. İleride nörolojinin Einstein’ın neden bu kadar zeki olduğunu bulacağına inanıyordu.

Yazar istatistikleri

  • 284 okur beğendi.
  • 424 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 1.131 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları