“Düşünceler neredeyse her zaman başının içinde gürültüyle tıngırdıyor ve sonra nihayet sessizlik olduğunda kendini korkutucu ölçüde mutsuz hissediyor.”
“Bir zamanlar hayatın bir şeylere varması gerektiğine, çözümlenmemiş tüm çatışmalar ve soruların bir tür büyük sonuca ulaşması gerektiğine inanıyordu. Buna benzer, tuhaf biçimde yeteri kadar incelenmemiş inançlar hayatının, kişiliğinin temelinde yatıyor. Anlama usdışı bağlılık. Bir yere kadar tamam ama sonra meşruiyet sorusu ortaya çıkıyor, böyle şeyler işte. Bir şey anlamına gelen bir şeyin başka bir anlama da geldiğini düşünmese sabah işe gidemezdi. Fakat yine de nereye varıyor bunların hepsi. Sonu olmayan bir son.”