Ben seni tamamen soğurdum Semra! Güzelliğini soğurdum, gençliğini soğurdum, aşkını soğurdum ve tırnaklarıyla ölülerin gömüldüğü mezarları kazan sırtlanlar gibi ben de senelerce senin kalbini kazdım, varlığını oydum..
Sen bütün İstanbul'un ufuklarında aylarca parlamış bir güneştin. Sarayların çatı ve kemerlerine kadar ısıtıp aydınlatmadığın bir nokta kalmamıştı. Bir güneş kadar sıcak ve ışık dolusun Semra! Fakat bütün aydınlığın ve ışığın bataklık ve çamurdandır, bunun içindir ki her geçtiğin şehir bir harabe, her gül bahçesi bir çöl olacaktır.
Sen İstanbul'un en güzel -buna hiç şüphem yok Semra!- en güzel kadınısın ve benim karımsın; fakat ruhumda şu dakikada bu en yüksek hazineye sahip olmaktan dolayı en küçük bir gurur bile duymuyorum. Çünkü İstanbul senin yalnız güzelliğini gördü. Bense senin bütün varlığını içtim. Kemiklerimi kırsalar orada senin varlığından bir parça, gözeneklerimi açsalar orada dudaklarının ve teninin kalıntılarını bulacaklar.