lethe

lethe
@neraidas
• bibliophile •
Önünde diz çöktüğümdeyse yaralı ve ölümün eşiğinde birinin sesi çıktı yüreğimden, doğrulup yırttı göğsümü ve fırlatıverdi dudaklarımın üzerine ölümsüz sözcüklerin ölümsüz acısını: Seni seviyorum.
Sayfa 28
Reklam
Kaygılıyım, bir bezginlik tutsak etti bedenimi ve bütün ruhumu. Çalışmaya oturuyorum, elim yorgun düşüyor, gözlerim kapanıyor ve düşünmeye dalıyorum…
Sayfa 28
Açılsın yüreklerimiz gonca güller gibi, koku şişeleri gibi, yakaran dudaklar gibi; gönül borcu duysunlar yüce tanrılara yaşamı bu denli güzel, dudaklarını böylesine kırmızı ve aşkımı böylesine büyük yarattıkları için.
Sayfa 18
Sen baharsın, ağır ağır geliyor ve ruhumun içine doğru ilerliyorsun. Senin geçişinle düşüncelerim açılıp çiçeğe duruyor ve güzel kokular saçıyor. Senin ayaklarının altında umudun rengi filizlenip gülümsüyor. Senin sıcak ve avutucu soluğun ruhumun üstünden geçiyor ve düşlerim kurak kışların uyuşukluğundan uyanıyor, Seni görüyor ve şaşırmaksızın Sana gülümsüyorlar. Biliyorlardı geleceğini. İçimde kimi kuşlar gözlerini açıyor ve kanatlarını çırpıyor. Sense gülümsüyor ve ağır ağır ilerliyorsun, ruhumun içindeki kraliçe.
Sayfa 14
Kıpkırmızı dudakları bana iki iri kan damlası gibi görünüyor ve eğilip onları öptüğümde insan eti yiyenlerin çağından yaban bir özlem ve ilkel bir içgüdü damarlarımda dolaşıyor -hepten tüylerim ürperiyor- sanki kan damlayan insan eti emiyorum.
Sayfa 13