O akşam, 1914’ün bir yaz sabahı vadilerimizde yankılanan merminin ne anlama geldiğini hiç kimse bilmiyordu. Hiç kimse, daha ne kadarının, denizdeki kumlar kadar, onu izleyeceğini tahmin edemezdi. O yüzden herkes uyudu. Yalnızca iki çocuk, Artemis’le ben, dışarıda çakallar ulurken, birbirimize sıkıca sarılmış ağlıyorduk, çünkü harmoni bitiyordu. Çok yukarılardan, kesif bulutlar ve içimizde derinliklerdeki karanlık dalgalar sonun haberini getiriyordu. Böylece, bilmeden, 1914 yazında dünyanın yasına ağlayan ilk mahluklardık.