Babam vahşi ve cahildi ama benim manen ilerlemem söz konusu olunca hiçbir şeyi esirgemezdi; keyifli olduğu bir sırada bir dostuna şöyle dediğini duydum: “Külüstür bağ da gitsin; kuru üzüm, şarap, yağ, bütün ürünüm, oğlum için mürekkep ve kağıt olsun; ona güveniyorum!” Sanki benimle birlikte benim, kendisinin ve tüm karanlık soyumuzun kurtuluşunu arzuluyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aklımı yargıç olarak ortaya koymak istemem, ona güvenim yok! Yüreğime de güvenemiyorum. Biri her şeyi mahkum eder, öteki her şeyi bağışlar… Ortasını nasıl bulayım?
Tanrı, elini uzatıp yardım etmeksizin ihanete uğrayan, kırbaçlanan, Çarmıha Gerilen İsa değil, her haklı, her temiz yürekli insandı. Ve kadının sıcak yüreği olmasa, sonsuza dek mezarda yatmaya terk edilirdi. İnsanın kurtuluşu bir ipliğe, bir sevgi çığlığına bağlıdır.
Onu teselli etmek için, “İnsanın varabileceği en yüksek zirve neresidir?” diye sordum. “Beni, egoyu yenmesi. Bu zirveye ulaştığımız zaman Angelos, işte o zaman kurtulacağız!”
Kaç kez, Rönesans resimlerine bakarken, bunların yapılmasına neden olan tüm kutsal bedenlerin çürüdüğü, toprak olduğu düşüncesi karşısında dayanılmaz bir üzüntü ve acıya kapılmışımdır; insanın güzellik ve ünü, güneş ışığı üzerinde sadece bir şimşek kadar sürer.