Her kızın yüzünü aralıyor ve geleceğin kocakarısını görüyordum; çiçek soluyordu; mutlulukla gülen ağzın arkasında, kafatasının iki çıplak çene kemiğini fark ediyordum. Gözlerimin önünde dünya güçlü, hızlı bir tempoya tutuluyor ve yıkılıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlk yara buydu; ikincisi de şu: İnsan, Tanrı’nın sevgili, ayrıcalıklı yaratığı değildi, Tanrı ona soluğuyla üflemiş, ona ölümsüz bir ruh vermemişti; o da sonsuz hayvanlar zincirinin bir halkası, maymunun torunu, torununun torunuydu. Ve biraz derimizi kazayacak olursan, ruhumuzu biraz eşelersen, altında ninemiz maymunu bulursun.
Dünya Yunanistan’dan daha büyük; dünyanın acısı bizimkinden çok daha büyüktür ve ateşli özgürlük isteği yalnız Giritlinin ayrıcalığı değil, insanın ezeli mücadelesidir.
Yazı yazarken, deniz, kadın ya da Tanrı’dan söz etmek istediğim zaman, kendi göğsüme doğru eğilir ve içimdeki çocuğun ne söylediğini dinlerim. Bu büyük güçleri kelimelere dökebiliyor, anlatabiliyorsam, bunu içimde yaşayan çocuğa borçluyum. Tekrar çocuk olur, dünyayı ilk kez, bakir gözlerle görürüm.