"Günler ayları, aylar yılları kovalarken ben olduğum yerde kaldım hep. Ne kadar yetişmek istesem de bir türlü başaramıyorum hayat önüme görünmez duvarlar örmüş gibi bu duvarlara toslayıp duruyorum, sürekli dönüp dolaşıp hep aynı yerde buluyorum kendimi. Bir salyangoz gibiyim bu hayatta, o kadar yavaş ve ağır ilerliyorum ki sanki sırtımda kocaman bir kabuk taşıyorum. Kabuğun içinde yalnızca mutsuzluklar, kaygılar, korkular, acılar ama en çok da geç kalınmışlıklar taşıyorum her adımda biraz daha yüküm ağırlaşıyor, kamburum çıkıyor ama bir türlü ölmüyorum, acıyla sürünüyorum. Ne daha ne kadar yolum olduğunu ne de nereye gittiğimi biliyorum. Mutsuzluk tenime yapışıp kaldı. Anladım artık, ben bu kederle öleceğim."