Olasılıklar,
Anı yaşamak,
Beklentisizlik,
Kabullenmek,
Bakış açısı,
Pes etmemek...
Çok duyulan, çok sıradan ama bir o kadar da kafa karıştırıcı...
Bilinen ama uygulanmayan düşünce biçimleri...
Yine en ihtiyacım olduğu anda okumaya uzun bir ara verdiğim anda geldi buldu beni.
Varlığımı sorguladığım, kendimi yetersiz, gereksiz, önemsiz hissettiğim bir anda... Belki de bu yüzden "Nora" ile özdeşleştirdim kendimi... Sevgisizlik, sevgi arayışı...
Oysa kendine vermediği her şeyin fakiridir insan. Vermediği sevginin, önemin, özenin....
Her şeye fazla mı anlam yüklüyoruz? Bu kadar kaygan bir zeminde yaşarken her şeyin sabit olmasını beklemek nasıl bir aymazlık?
Olasılıkların ne kadar farkındayız ya da küçük ayrıntıları görebiliyor muyuz? Baktığımız da ne gördüğümüzün farkında mıyız ya da gerçekten olduğumuz gibi kendimizi kabul ettik mi?
Aşağı yukarı günümüzde birçok yerde duyduğumuz, karşılaştığımız, bildiğimiz düşünceler... Ne kadarını içselleştirdik?
Ben hiçbirini içselleştirememişim...
Hala başkaları benden her zaman daha önemliymiş. Hala kendimi kabul edip sevememiş ve yeterince özen gösterememişim. Tüm bu yetersizlik, önemsizlik, gereksizlik, "fazlalık" hissi kendimden başka her şeyi önemseme ve kendime vermediğim önemi başkalarından beklemeyle alakalıymış.
Hani bilirsin, araştırırsın, okursun da içsellestirmezsin. Benimki o hesap. Bir şey yaşamam ve tam da o anda bu kitabın elime geçmesi gerekiyormuş.
"Kendime yalnızlıktan daha iyi bir dost bulamadım." Hayatımın özeti gibi....