“Çünkü sen benim yıldızımsın, yıldızların içinden herhangi biri sanarak seyredeceksin. Böylece bütün yıldızlara bakmayı seveceksin. Yıldızların hepsi senin dostun olacak…”
Şehrin en eski aynaları, insanın yüzünü değil, bekleyişini saklar. Markiz’in buğulu camlarının ardında oturan kadın da belki bu yüzden hiç acele etmiyordu. Çünkü bazı insanlar gitmeyi değil, unutulmamayı isterdi. Dışarıda İstanbul akıp giderken o, bir fincan kahvenin içinde geçmiş zamanı karıştırıyordu.