Eddie dalgın dalgın, ev, kalbinin olduğu yerdir, diye düşündü. Buna inanıyorum. İhtiyar Robert Frost da, “Ev, gittiğin zaman seni içeri almak zorunda oldukları yerdir,” demiş. Ama ne yazık ki ev, içeri girdiğin zaman seni bir daha salıvermeyi istemedikleri bir yer aynı zamanda.”
İnsanın sağlam bir hayat sandığı şeydeki umulmadık bir çatlaktan ne kadar kolaylıkla kayıverdiğini düşünüyordu. Karanlıklara dalmak ne kolaydı! Maviliklerden ayrılarak karanlıklara dalmak.
Maviliklerden ayrılarak karanlıklara dalmak. Evet, doğruydu bu. O karanlıklarda insanı türlü şey bekleyebilirdi.
“Stanley, hayatında terslikler yok ki!”
“İçeriyi kastetmiyorum. İçerden her şey iyi. Ben dışardan söz ediyorum. Bitmesi gereken, ama sona ermeyen bir şeyden. Rüyalardan uyanıyorum ve kendi kendime, ‘Bu güzel hayatım aslında fırtınanın gözünden başka bir şey değil,’ diyorum. ‘Anlayamadığım bir fırtınanın gözü.’ Korkuyorum.
Ama sonra bunun etkisi geçiyor. Diğer rüyaların olduğu gibi.”