Neşe Güneş

Her şeyin -bütün ağaçların, hayvanların, insanların- içinde, mana denen bir şey vardı. Mana özel bir güçtü. Doğaüstü bir güç. İyi ya da kötü olabilirdi ama ne olursa olsun ona saygı göstermek gerekliydi.
Reklam
Biz o kadar uzak olduğunu zannederken, geçmişin bu kadar yakında olması ne tuhaf. Bir cümleden fırlayıp sizi çağırıvermesi tuhaf. Her bir nesne ve sözcüğün, içinde bir hayalet barındırabilmesi tuhaf. . . . . Geçmiş şimdinin içinde yaşar, yinelenir, tekler ve size artık olmayan şeyleri hatırlatır.
Hayır. İçine girmedim. Yanlış ifade ettim. Müziğin içine girilmez. Müzik zaten içimizdedir. Müzik yalnızca var olan şeyleri ortaya çıkarır, belki de içinizde olduğunu bilmediğiniz duyguları hissetmenizi sağlar ve her yeri dolaşarak bütün duyguları uyandırır. Yeniden doğmak gibi bir şeydir.
Kaybedecek bir şeyiniz yoksa değişiklikten korkmaya ya da ona kucak açmaya gerek yoktur. Değişim hayatın ta kendisidir. Değişmediğini bildiğim tek şeydir.
İşe yaradı sanırım. Acıyı hissettim. Acı beyin zonklatan bir yoğunlukta geldi ve içimde haykırdı. Var olmam gerektiğini anlamış oldum çünkü acının hissedilebilmesi için yaşayan bir varlığa -bir benliğe- ihtiyaç vardı.
Reklam