"Ben kimim ki?" dedi Musa Barlas, “Hem kimden haber alacak, ne haberi alacak ve kime götüreceğim? Senin hayalini dahi edemeyeceğin günahlar işledim. Parmaklarımda kaç adamın kan lekesi var. Gözlerimde kaç günahın izi var. Kulaklarımda kaç ölünün son sesi var. Genzimde kaç günahın nefesi var. Ben kimim ki, bir haberi ulaştıracak elçi olayım?"
"Tövbe" dedi Sûfi Muhammed Danişmend, "Senin nasibine düşen tövbedir belki de evlat. Tövbe edersen ne elinde leke, ne gözünde iz, ne kulağında ses, ne gönlünde kara ne de vicdanında yara kalır. Tövbe ile en kara dediğin mekân dahi nura boğulur. Tövbe evlat, tövbe et, o vakit bütün sırrı anlayacaksın."