Ne böylesine popüler bir şarkının derinlerine saklanmış duygularımı hissedebilir, ne beni zaman zaman ağlatan can yakıcı o atmosferi tadabilir ne de erkeklik gururumla dolup taşan yüreğimin karanlık tarafını görebilirdi bu kadın. Öyleyse benim için et parçasından başka bir şey olmayacaktı.
Dünyanın değişik bucaklarından geliyor ve bir raslantı sonucu karşılaşıyorlardı. Sonra ölüm onları birleştiriyordu. Ateşböceği parıltısı, çan sesi gibi ucuz ayrılıklar ve denizcilerin gelip geçici aşklarından uzaklaşarak, hiç kimsenin ayak basmadığı yüreğin derinliklerine iniyorlardı.
Onur ve ölüm konusundaki düşüncelerini, yüreğini sıkıştıran özlem ve melankoliyi , okyanusun dalgalarında boğulan karanlık tutkuları bir türlü dile getirememişti.
Kitabın sonu, neşterle kolayca ve derince kesilebilen canlı kanlı bir uzuvdan bütün bedene yayılan ürperti ve keskin bir acı gibiydi.
İlk defa bir kitap için "Okumuş olmayı istemezdim" dedim. Bu kitapta ruhumu çıkmaza sokan bir şeyler var gibi hissettim. Kitabın yazarının intiharla yaşamına son vermiş olması kitabı bitirdikten sonra hiç de şaşırtıcı gelmedi. Kitaptaki çocuklar üzerinden anlatılan dünyaya, insanlara, topluma ve "babalara" olan bakış açısı şaşırtıcı ve ürperticiydi, sanırım yazarımızla babasının ilişkisi çok da güzel değildi, en azından yazar için bu böyleydi.
Bir an önce bu kitap hakkındaki analizleri okumak, kitabı çevremdeki insanlara da okutup tartışmak, onlarla fikir alışverişinde bulunmak istiyorum.
Yazar ve bu kitabın psikolojik açıdan yorumlanmış olmasını diliyorum.
Gayet güzel ve yeterli bir üslupla yazılmış, akıcı ve çarpıcı bir eser.