Kendime ettiğim zulmün affını yine kendimden diliyorum.
Zalim de benim, mazlum da…
İhanet de benden sorulur, sadakat de.
Ah boynumu büken öksüzlüğüm,
hem yetimliğim…
Tutunuyorum kendime, sırtlanıyorum kendimi.
Sonra yükümü atıyorum omzumdan,
arkamı dönüp gidiyorum.
Canım yanıyor.
Kendime acıyorum.
Yeniden uzatıyorum elimi.
Kanayan yaralarımı öpüyor,
gözyaşlarımı şefkatle siliyorum.
Öyle üzülüyorum ki kendime,
kendime lanetler okuyorum, kahırlar ediyorum.
En ağır cezaları vermeli bana:
falakaya yatırmalı,
kor ateşlerde yürütmeli,
gözlerimi oymalı,
kaynar sular içirtmeli...
Dinmez, tükenmez yine de öfkem.
Her defasında nasıl da umutlandırıp
kırıyor kolumu kanadımı…
Bundan daha büyük zulüm ne ola ki!
Nasıl ödetirim diyetimi, hangi azap azat eder ki benliğimi?