Akşamın bu vakitleri hangi hüznün mirasçısıyım bilmem; gelir, kaplar içimi sonra saatle beraber peyderpey işler göğsüme. Anlamlandıramam, gösteremem ve tanımam hiç kendisini; oysa her akşam tanır o beni. Gelir çöreklenir, ta ki gecenin bir yarısı gözyaşlarımla akıp gidene kadar. Belki bir pişmanlığın kahrıdır bu, belki yıllanmış bir hasretin kederi… Neyin nesi bilmem; yakar, kanatır, kavurur içimi, susatır gözyaşlarıma ruhumu, sonra da sessizce çekip gider. Genişleyiverir göğsüm.