Bayıldım. Ryunosuke Akutagawa, intiharından kısa bir süre önce yayımlanan bu kitapta çok güzel konulara iğneleyici eleştirilerde bulunmuş. Bir japon mitolojisi karakteri olan kappaların dünyasında kendini bulan bir psikiyatrik hasta, orada başına gelenleri anlatıyor. Hastamız 23 numara olarak biliniyor. 23 numara, kappaların dünyasında gözlemlediği şeylerin kendince yanlışlığını dile getirince kappalar onunla dalga geçiyor ve insanların dünyasında da benzer -hatta kappaların gözünde daha da kötü olan- olaylarla kendilerini savunuyorlar. Buna bir örnek vereyim. Bir matbaa benzeri makine icat ediliyor ve bunun sonucunda binlerce kappa işsiz kalıyor. Bununla alakalı haber duymayan 23 numara, kappaların neden grev yapmadıklarını soruyor. Cam şirket patronu kapitalist Gerr cevap veriyor. “Bu ülkede işten atılan kappaların hepsi önce kesilir sonra da yemeklik kıyma haline getirilir. Şuradaki gazeteye göz at şimdi. Bak, bu ay tam 64 bin 769 kappa işten atılmış. İşte bu yüzden şu sıralarda et çok ucuz.” Bu cevabın karşısında 23 numarayı sessiz kalmıyor tabii ki. Hoşnutsuzluğunu gören Doktor Çakk, hemen savunmaya geçiyor. “Şaka ediyorsunuz galiba! Eğer filozof Magg bu sizin söylediklerinizi duysaydı kimbilir nasıl gülerdi. Hem sizde de fakir aile kızları fahişe olup erlerini satmıyorlar mı? Fabrika işçilerinin etlerini yemek gibi masum bir olaya böylesine öfkelenmen duygusallıktan başka bir şey değil…”
Konuşma üzerine Gerr, 23 numaraya işçi kappa etinden yapılmış bir sandviç bile uzatıyor.
Böyle uçuk olayların dışında beni çok etkileyen bir olay ise 23 numaranın kappa arkadaşlarıyla konsere gittiğinde konserin polisler tarafından yasaklanması oldu. Kappa filozof Magg, sebebini insan arkadaşına şöyle açıklıyor. “Resim ya da edebiyat türü ürünlerin kime neyi anlatmak istediği