neslihan şahiner

neslihan şahiner
9/10
·96 syf.··
2023 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2023 01:59
Bayıldım. Ryunosuke Akutagawa, intiharından kısa bir süre önce yayımlanan bu kitapta çok güzel konulara iğneleyici eleştirilerde bulunmuş. Bir japon mitolojisi karakteri olan kappaların dünyasında kendini bulan bir psikiyatrik hasta, orada başına gelenleri anlatıyor. Hastamız 23 numara olarak biliniyor. 23 numara, kappaların dünyasında gözlemlediği şeylerin kendince yanlışlığını dile getirince kappalar onunla dalga geçiyor ve insanların dünyasında da benzer -hatta kappaların gözünde daha da kötü olan- olaylarla kendilerini savunuyorlar. Buna bir örnek vereyim. Bir matbaa benzeri makine icat ediliyor ve bunun sonucunda binlerce kappa işsiz kalıyor. Bununla alakalı haber duymayan 23 numara, kappaların neden grev yapmadıklarını soruyor. Cam şirket patronu kapitalist Gerr cevap veriyor. “Bu ülkede işten atılan kappaların hepsi önce kesilir sonra da yemeklik kıyma haline getirilir. Şuradaki gazeteye göz at şimdi. Bak, bu ay tam 64 bin 769 kappa işten atılmış. İşte bu yüzden şu sıralarda et çok ucuz.” Bu cevabın karşısında 23 numarayı sessiz kalmıyor tabii ki. Hoşnutsuzluğunu gören Doktor Çakk, hemen savunmaya geçiyor. “Şaka ediyorsunuz galiba! Eğer filozof Magg bu sizin söylediklerinizi duysaydı kimbilir nasıl gülerdi. Hem sizde de fakir aile kızları fahişe olup erlerini satmıyorlar mı? Fabrika işçilerinin etlerini yemek gibi masum bir olaya böylesine öfkelenmen duygusallıktan başka bir şey değil…” Konuşma üzerine Gerr, 23 numaraya işçi kappa etinden yapılmış bir sandviç bile uzatıyor. Böyle uçuk olayların dışında beni çok etkileyen bir olay ise 23 numaranın kappa arkadaşlarıyla konsere gittiğinde konserin polisler tarafından yasaklanması oldu. Kappa filozof Magg, sebebini insan arkadaşına şöyle açıklıyor. “Resim ya da edebiyat türü ürünlerin kime neyi anlatmak istediği
1000k
KappaRyunosuke Akutagava · Alfa Yayınları · 202176 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Akhilleus ve Patroklos
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
Mitolojik kurgu türünde eserler çıkaran hatırı sayılır bir yazar, Madeline Miller, bu kitabında yunan mitolojisinin en güçlü kahramanı diyebileceğimiz Akhilleus’un hikayesini Patroklos’un ağzından anlatmış. Karakterlere teker teker değinmek istiyorum. Patroklos Genelde Akhilleus’un en yakın arkadaşı olarak bilinir fakat bu kitapta Akhilleus’un sevgilisidir. Akhilleus’a çok bağlıdır ve onun iyi olması için elinden geleni yapar. Karakterini oturtmuş olsa da Akhilleus’un akıbetini düşünmekten kendi için bir şey yapamaz. Akhilleus Yarı tanrıdır. Yetenekleri küçüklüğünden beri herkesin ilgisini çeker. Dünyanın en iyi savaşçısı olacağına dair bir kehanet tanrıların dilinde dolaşır. Çok yetenekli olsa da karakterini patroklos kadar iyi oturtamaz. Thetis Herkesin nefret ettiği bu karakter beni en çok etkileyen karakter oldu. Hatta onun için kompozisyonlu bir resim bile çizdim. Akhilleus’un annesi. Bir deniz tanrıçası. Tanrıça olmasına rağmen bir insanla zorla evlendirilir. Akhilleus’u her kötülükten korumak ister ama beceremez. Patroklos ve Akhilleus’un aşkına karşıdır. Akhilleus’u sürekli bir yerlere kaçırır. Ne yapacağını bilemez. Bu kehanetin getirdiği korkunç sonuçlardan oğlunu korumak ister, beceremez. Özellikle kitabın sonunda o hali beni çok üzdü. Her şeyi elinden alınmış bir tanrıça. Bence yunan mitolojisini sevdirecek bir kitap. Sade bir dille anlatılmış ve kolayca okunabilir. Mitolojiye bunun gibi kurgusal eserlerden başlamanın iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu kitabı okurken dinlenecek çok güzel şarkılar var. Her dinlediğimde bu kitap aklıma geliyor ve kahroluyorum…
1000k
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Kyōka Izumi’nin gotik hikayeleri
Puan vermedi·136 syf.··
2023 10. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 18:08
Kyōka İzumi, Edgar Allan Poe gibi batı yazarlarından esinlenip yazdığı gotik hikayelerini japon kültürüyle harmanlayıp bizlere sunmuş. Kitabın ilk hikayesi olan Ameliyat, benim için çok beklenmedikti. Başlangıç olarak ilgi çekici olduğundan öteki hikayeleri de merak etmemi sağladı. Aralarından en uzun olanı ve benim en beğendiğim hikaye, Koya Dağı’ndaki Kutsal Adam. Bir keşiş, trende karşılaşıp arkadaşlık kurduğu adama gençliğinde başından geçen ürkünç olayı samimi bir ortamda anlatıyor. Keşiş, olayı yaşarken hissettiği duyguları güzel bir biçimde ifade ediyor. Üçüncü hikaye olan Büyücü çok da ilgimi çekmedi açıkçası. Okurken sıkıldım ama zaten oldukça kısa bir hikaye. Son hikaye ise Deniz Şeytanları. Denizcilerin yaşadığı korkunç hikayeler hep ilgimi çekmiştir. O yüzden dikkatle okudum. Hikayelerin içinde en gotik ve korkunç olanın bu olduğunu düşünüyorum ama anlatıcı olan küçük çocuğumuz Sannosuke çok sevimli. Sevimliliğiyle dinleyiciyi (ve ayrıca okuyucuyu) korkmaması için teselli ediyor adeta. Ayrıca kitabın önsözüne değinmeden geçemem. Charles Shiro Inouye, Kyōka Izumi’nin batıdan esinlendiğini yazmış. Bunu okuyunca gelen tepkileri merak ettim. Yazının devamında Japon kültürünü korumak için uğraşmış Junichiro Tanizaki’nin yazısı, her şeyi açıklığa kavuşturdu. Gerçekten de kitabıyla alakalı söyleyebileceğim en kesin şey oldukça Japon olduğudur.
1000Kitap
Büyücü ve Diğer Gotik ÖykülerIzumi Kyoka · İthaki Yayınları · 2022849 okunma