"Demek kendisi için evlilik buydu, aşk bundan ibaret olacaktı; her zaman, her zaman, ondan böyle zorla aşk alınacaktı ve o, ruhunun asıl aşkını vermiş olmayacaktı; asıl ruhuna sahip olacak bir öpücük dudaklarını araştırıp bulmayacaktı, kendisini üşüten bu öpüşlerden başka bir şey görmeyecekti, hep böyle olacaktı, her zaman, her zaman..."
"Sonunda birgün, birdenbire, bir hiç, bir dakikalık bir bilgilenme bize gösterir ki kalbimizde bir yangın var. Nedir? Nereden doğmuştur? Bu yangın nasıl serseri bir rüzgârın kanatlarıyla düşerek orasını tutuşturmuştur? Bilmeyiz."
"Karşısında bu pencereyle karanlıkların sırlarında gizlenmiş garip, korkunç rüyalara has yaratıklardan sanki bir korku nefesi ürpermesi getiren bu gece rüzgârıyla, orada kollarını sallayan, belki bir saniye sonra odaya giriverecek olan bu gölgeyle yalnız kalmış olmayacak zannediyordu. Halbuki o öyle bir yalnızlık istiyordu ki rüyasız bir uykuya benzesin."
"Şimdi ikisinin arasında birbirini pek çok zaman görmemişlere has bir şey vardı, güya böyle yakın bulunmanın hazzını tamamıyla hissetmek için hep birbirleriyle meşgul oluyorlar, etrafı unutarak, yavaş sesle, kalabalığın içinde yalnız kalıyorlardı."