"Avukat bana bakıyor gözlüklerinin üstünden
Sanki ne olsun gibi bana bakıyor
Bir gümüş paranın transfer tutarı gibi
İki göz oluyor bakınca, kim bilir hangi bankada bozdurulmuş
Avukatın gözleri"
"Ölü bir balığın bir suyu ölü bıraktığı yerde
İşte o gibi bir yerde ben
Doğa'nın ve bütün canlılıkların ölü yerlerine bakıyorum
Kendimden ne kadar öldürdüğüm sorulursa
Buna bir şey diyemem"
"Benim yarattığım dünyaya sorarsanız
Her yeriyle o kadar sarı idiler ki
Sapsarı bir kağıttı ölüm de. Ve taş ustası
Ölümün imza kalemi gibi
Bir yığın taşlar yontuyordu bu uzun yolculukta
Ben o taşları beğendim mi, doğrusu pek bilmiyorum"
"Ve sokakların ıslanmış taşlarında o kadar duruyorlardı ki
Hiç dağılmadan
Ve dağılmaktan korkar gibi lokantalarda
Ve pastahanelerde, gece kulüplerinde
Omuz omuza içilen meyhanelerde o kadar çok duruyordular ki
Bunu anlamazlıktan gelemem
Ölüme bir ölüyle karşılık veriyorlardı arada
Birini gönderiyorlardı içlerinden, ona tahtadan bir tabut yaptırarak"
"Mezarlar bol ışık altında o kadar beyaz idiler ki
Bir damla kan yeterdi onları canlandırmaya
Nasıl ki ben kırmızı karanfilleriyle hatırlarım hep
Bir evin camlara doğru çok boşalan içini"