Emek ve içtenliğin olmadığı yerde istek bir yaz yağmuru hükmündedir, gelir ve geçer....Kimse kendini dışlayarak gerçeğini değiştiremez. Hüznüne sahip çıkmayan insanın sevinci, her gün yeni bir boşluğa kapı açan bir yanılsamadır.
Susmak insanın sözünü büyütüyorsa bir erdemdir.… Yağmur yağmazsa kim bilebilir bulutların yükünü. Kendi gerçeğini kendi sesiyleışıtır insan. Başkasının evinde yanan ışıktan bize ancak gölge düşer. İnsan konuşarak tanır kendini, tanıdıkça sever. Kendini sevmeyen kendine sahip çıkamaz. Konuşmaktan korkmak, güçsüzlüğün insan ruhunda açtığı en derin çukurdur. Kimse bu çukuru başkasının gücüyle dolduramazz ve ne gariptir ki çukur büyüdükçe büyür insanın yıkımı.
Kalabalık, anlamı ve gereği üzerinde en küçük bir kuşku duymadan söyleneni yapmanın ruhsuz huzuru ile trafik ışıkları nda durup, taşları yerinden oynamış kaldırımlara kişiliksiz bir öfkeyle söylenerek, akşama dek bir kez bile kullanmadığı, ne işe yaradığını çoktan unuttuğu aklının sağır uğultusuyla, başı sonu belirsiz günlük yalnızlığını akıyordu.