Deli

“Damarlarındaki kan en uzak noktalarına kadar tutuşmuş, yanıyordu. Her nefes alışında muazzez saniyeye bir an daha yaklaştığını düşünerek seviniyordu.” (s. 161)
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“O zaman onunla bir aşk hayatı tasavvur ediyordu. Bir roman tertip eder gibi en latif maceralar, en hoş vakalarla onunla leb-ber-leb bu hayatın aşk usaresini massederken, birdenbire garip bir hadise-i hissiye oldu; bütün bu zevklerin, bu saadetlerin, şu karşıda, karşısında ihtimal yarın, mümkün ve kabil olduğunu düşündü ve birdenbire, bu Zühre, bu kamer, bütün bu yıldızlar, bütün bu ağaçlar, bu tabiat, bu kainat, bütün hilkat, bütün insaniyet, yalnız onun hüsnünün haşmeti, yalnız onun ruhunun saltanatı için vücuda getirilmiş zannetti.” (s. 67) (leb-ber-leb: dudak dudağa, usare: öz suyu)
Edebiyat
“Asırlardan beri birbirinden ayrı yaşamış iki cins, şimdi birdenbire birbirine mülaki oluyor; bunlar birbirinin karşısında sadece durmaktan acizdirler, halbuki biz en son danslara kadar her şeyi serbest bırakıyoruz… Artık bu şart dahilinde seyreyleyin siz gümbürtüyü, değil mi?” (s. 23) (mülaki olmak: görüşmek, buluşmak, kavuşmak)
Edebiyat
“‘Başka çare mi var?’ diye haykırdı. Başka çare var mı? Açlıktan ölecek hale gelmiş bir adam eline yiyecek bir şey geçirince nasıl tereddütsüz midesine indirirse biz de aynı mevkideyiz. Zarar, elbette zarar göreceğiz… Fakat bu hayattan uzak kaldığımız asırlarda daha ne feci, daha ne korkunç zararlar gördük… Öyle ki şimdi gördüğümüz zararlar eskisine nispetle kardır; zira başka türlü mahvımız muhakkaktır.” (s. 22)
Edebiyat
“Vakıa İstanbul’da böyle bir alemde ilk defa bulunuyorsam da bunun bizim hayatımız için pek emsalsiz bir muvaffakiyet olduğunu anlamak hiç güç değil hanımefendi… Bundan dolayı son derece tebrik ederim… Bilhassa salonunuzun terbiatı, tefrişatı bir harika-i sanattır; pek belli ki buna rastgele bir mefruşat çırağı değil, ince ve yüksek bir zevk nezaret etmiş.” (s. 18)
Edebiyat