Evet,sahnenin dinleyen,kaydeden,isimsiz bir parçası olmaya duyduğum yıkıcı arzuların,hepsi ama hepsi;yol işçileri,denizciler ve askerlerle,meyhane müdavimleriyle haşır neşir olduğum,kız olduğum,daima taciz ve tecavüz tehlikesi altındaki bir dişi olduğum gerçeğiyle yerle bir oluyor.Erkeklere ve onların hayatlarına duyduğum ilgi,onları baştan çıkarma arzusu ya da cinsel birliktelik davetiyesi olarak yanlış yorumlanıyor.Fakat Tanrım,ben herkesle elimden geldiğince derinlemesine konuşmak istiyorum. Açık bir arazide uyuyabilmek,Batı'da seyahat edebilmek,geceleri özgürce yürüyebilmek istiyorum...
Kadınlar neden duygu bekçisi,bebek bakıcısı,erkeğin ruhunun,bedeninin ve gururunun besleyici konumuna indirgenmeli ki? Bir kadın olarak doğmak benim korkunç trajedim.
Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum.Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanları olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım.Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim.Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm renklerini,tonlarını ve çeşitlerini tatmak ve hissetmek istiyorum. Ve korkunç derecede sınırlıdır. Yinede gerzeğin teki değilim:yavan,kör ve aptal değilim.
Anlıyor musunuz? Bir yerlerde,biri,beni azıcık olsa da anlıyor mu,azıcık olsa da seviyor mu? Bütün çaresizliğimin,ideallerimle,her şeyimle- hayatı seviyorum.Ama bu çok zor ve öğreneceğim daha çok,çok şey var.Galiba zaman zaman deliriyorum