"Alçakların da alçağıydım ben," derim. Sonra hissettirmeden, "ben"den "biz"e geçerim. "İşte biz buyuz"a vardığımda, oyun oynamış olur, artık ne mal olduklarını söyleyebilirim onlara. Ben de onlar gibiyim, kuşkusuz hepimizin kumaşı aynı. Yine de bunu bilme üstünlüğüne sahibim ben, bu da bana söz hakkı veriyor. Avantajımı görüyorsunuz muhakkak. Kendimi ne kadar suçlarsam, sizi o kadar yargılama hakkına sahibim. Daha da iyisi, kendinizi yargılamanız için kışkırtırım, bu da beni inanılmaz ferahlatır.
"Seni seviyorum" sözü şuna dönüşür: senin benim yaşamım için oluşturduğun kaynak bu dünyada var. Bu kaynağın sularında, sevincimizi, öncelikle seninkini görüyorum.