İhtiyacın her neyse o tür bir Tanrı yaratırsın, o nedenle Tanrı kavramı her devirde değişir. Her ülkenin kendine has bir kavramı vardır çünkü her ülkenin kendine has bir ihtiyacı vardır. Hatta, her insanın farklı bir Tanrı kavramı vardır çünkü onun da kendi ihtiyaçları vardır ve bunların tatmin edilmesi gerekir.
Sayfa 14 - Butik Yayıncılık / Bir İpte İki Cambaz·Kitabı okuyor
Hayat bana sanki baştan şunu söylemişti: “Şartlar neyse ona uyum sağlayacaksın.”
Sayfa 32 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
~ Savaşa yol açan her neyse ve tehlikede olan fikirler ya da sorunlar hangileriyse, hiçbirinin bir anlamı olmadığını söylüyor kendi kendine. ~
Can yayınları·Kitabı okuyor
Söylenemeyen her şey için neyse...
Alıntı
Masanın para kasasıydı bu adam, Boğaz’da iki yüz yıllık bir yalıda yaşıyordu, ayakkabısından takımına, saatinden gözlüğüne, üzerindeki her şey ben çok pahalıyım diye bağırıyordu. Ama görünüşünü biraz olsun düzeltme lüzumu duymamıştı hiç. Ali Tolga bunun sebebini bademlerle mesaisinden iyi biliyordu. Çirkin kalmak, hatta mümkünse daha da çirkinleşmek, böylece memleketin eski kibirli imtiyazlılarına karşı kanlı canlı birer intikam sebebi misali ortalıkta dolaşmak istiyorlardı. Lakin nefret ettikleri o imtiyazlılar olmadan da yapamıyorlardı. Onlardan onay bekliyorlar, onay bekledikleri için kendilerine kızıyorlar, kendilerine kızdıkları için daha da öfkeleniyorlardı. Onay verilince inanmayıp paranayokça kuşkulara kapılıyorlar, verilmeyince ayrımcılıktan, dışlanmaktan, küçümsenmekten şikayet ediyorlardı. Kültürel sermayenin parası neyse bastırılıp alınamamasına, sanatsal iktidarın mahkeme kararıyla kazanılamamasına hayret ediyorlardı. Ali Tolga üçte ikisi bademlerle geçen otuz senelik memuriyet hayatında daha neler görmüştü neler. Güzellikten hiç hazzetmiyorlardı mesela. Güzel olan her şey çirkinliklerini hatırlatıyordu onlara. Melez, karma, müstesna, yüksek, alçak, sade, renkli, tenha, kalabalık… Bunların hepsinden aynı anda nefret edebiliyorlardı. En ufak bir hiza ihlalinden dehşete düşüyorlardı. Ancak kapalı, boz,havasız, hantal, yekpare bir vasatta, sadece kendilerine benzeyenlerin hayatta kalabileceklerini biliyorlardı.
Sayfa 87·Kitabı okuyor