Çağla

@neytarok_·
·
sabitlendi
Beni milyonda bir ihtimal takip edecek vatandaşlara duyuru!
Rastgele insanları takip etmiyorum. Bu yüzden takipçi sayım çok düşük. Takipçilerimle uygun olmam gerekir. Saçma sapan ağır dindar, sorunlu kişilikli veya sapık tiplerin kendileriyle uğraşamam. En azından belli şartlarım var. 45-50 en az kitap okumuş olmalı. İnceleme de yapmış olmalı ve saçma sapan gönderiler varsa zaten baştan eliyorum. Kendi yazılarını paylaşabilir ama burayı Instagram gibi tamamen kullananları kesinlikle takip etmiyorum. Parti tutar gibi olan siyaset, din incelemesi olmayan bir din tüccarlığı, bilimsel olmayan cinsellik, kadın ve erkek ifşa, buluşma gibi şeylerle benim işim yok. Edebiyat, felsefe, bilim yazıları veya başından gelen olayları değişik bir üslupla yazan, ara sıra düzgün soru soran insanları takip ediyorum. Zaten şiir, düzgün bir roman, gazete yazıları falan yazıyorsa kesinlikle hoşuma gidecektir. İstisna olarak onların okuduğu kitap sayısına sadece takılmam. Dümdüz yazı paylaşmayıp sadece kitap ekleyen ve inceleme yapan biri de olabilir.
1000Kitap
Reklam
Neden insanlar evlendiklerinde veya çıkmaya başladıkları tarihleri veya bunu ima edecek birlikteliklerini gösteren şeyleri profillerine koyuyorlar? Anlamıyorum. Bir ara çıktığım bir adam da yapmıştı. Böyle yapınca daha sadık olmuyorsun veya birilerinin sana yaklaşmasını engellemiş olmuyorsun. Romantik de en azından bana gelmiyor. Ergence geliyor. Ben resim koymayı bile sevmiyorum pek. Göstermelik 1-2 fotoğraf koyarsın ama bütün her şeyin ondan oluşan fotoğraflar olmak zorunda mı? Bunu da anlamıyorum mesela. Hiç eşiyle bir fotoğraf bile koymayan insanlar da garip geliyor.
1000Kitap
İnsan ve hayvan mezarlığı aynı yerde olursa tehlikeli olabilir.
Doğru söylemişler. Mezarlık gömülenlerine bakarsak orası insan mezarlığı. İnsan hariç diğer canlıların mezarlığı olacaksa ayrı kurdutmalılar. Sahibinin hayvanı olsa ve vasiyeti onunla gömülmek istese bile mezarlık kuralları buna izin veriyor mu? Her yerin kuralı olur. Gereksiz duygusallık ve linç saçmalıklarına yer yok. Nefretle, sevgisizlikle ilgili değil. Kabul gören şey şu an insanların gömüldüğü yerde bu. O zaman insan mezarlığındaki bu şeyi değiştirmek için mücadele edin. Mantıksal değil, duygusal düşünüyorsunuz. Duygular biraz mantık ve akıl da içermeli. Öte yandan insan ve hayvanın aynı mezarlıkta gömülmesi hayvanın ölüm nedenleri arasında bazı bulaşıcı hastalıklar varsa gömüldüğünde halk sağlığı için tehlike yaratır ve toprakta bu bulaşıcı şeyler uzun süre kalır. Bu nedenle insan ve hayvanın aynı mezarlıkta olmasını istemek, hayvan sevgisi adı altında insan sağlığını hiçe sayar ve insana düşmanlıktan farksızdır. Siz hayvan sevmiyorsunuz. Hayvanlara tapar gibi davranıp insanlara karşı kin, nefret partizanlığı yapıyorsunuz. Aklı çalışan hayvan sahipleri ve gerçekten seven hayvan sahipleri bu dediklerimi anlayıp benimle aynı düşünür. Bundan eminim.
1000Kitap
Annem bu sabah bana yaptı.
Bir insanın önüne kim olursa olsun ve nasıl şekilde olursa olsun yemek artığı koyulmaz. Ben şahsen bunu kimseye yapmam. Çocukken yapmışımdır. Artık büyüdüm. Yapmıyorum. Düşmanım bile olsa yapmayacağım çünkü değersiz hissettiriyor. Yenilmiş yemeklerin bulaşıkları ortasına biri yemek yemesi için çağrılmaz. Kişi sonra yiyeceğini söylese bile bir tabağa önceden ayrılır. Bu temel bir görgü ve saygı kuralıdır. Bunu adam kayırır gibi birine yapıp ötekine yapmayandan iyi insan olmaz. Çözümü kimseye yemek ayırmamakta değil. Yemeği yemeyenlere ayırmak ve yenilen sofrayı kaldırmak. Kirli sofraya insan davet etmemek.
1000Kitap
Herkes bir yakının cenazesinde hüngür hüngür ağlayıp kriz geçirecek diye bir şey yok. Acıdan gülüyorum ya da konuyu değiştirip başka sohbete bu yüzden çeviriyorum gülümseyip. Ölmediğine sanki çıkacakmış gibi inanmak istiyorum o ortamda. Herkesin ortasında ölüm gibi ciddi bir konuda trajediyi aniden olunca trajikomik gibi algılıyor beynim. Tepki yiyince sonraki bir cenazeye hazırlık ettim. Yine ağlayamadım. Birkaç gözyaşı damlayıp bitti. Minicik. Sadece donup boşluğa baktım yine gülmemek veya konuyu değiştirmemek için. Seslendiler. Bir şey oldu sanıp kaldırdılar. Yani gereksiz rol yapmak zorunda kaldım. Acımı bile kendi duygu sistemimle özgür yaşayamadım. Eve gittim. Hüngür hüngür ağladım birkaç gün sonra. Duygu geç geliyor ve toplu alanda ağlamakta güçlük çekiyorum. Bu yüzden vücudum ters işlem veriyor ağlayamayınca. Bir kere acılar içinde kıvranan yatağa bağlanmış kolon kanseri hastası öğretmenimin babasının hikayesi vardı. "Yatağa bağlanmış" kısmını duyar duymaz kendimi tutamayıp sınıfta yüksek sesle kısa güldüm. Aslında gülmek istemedim. Neden güldüğümü bilemedim ve herkes bana bakınca asık suratla suratımı düşürüp başımı eğdim.
1000Kitap
Reklam