5 yıldır İncil yılda az da olsa incelerim. Hristiyanlıkta İsa kendinden neden bir yabancı gibi bahsediyor? Önce Rab’den öğrendiğini ve ondan aldıklarını insanlara ilettiğini söylüyor. Bu noktada daha çok bir peygamber gibi görünüyor. Sonra bir anda kendisi “Rab İsa” oluyor. Kendinden öğrendiğini yine kendine anlatamayacağına göre bu anlatım bana garip geliyor.
Bir dinim yok ama ne zaman İncil okusam zihnim karışıyor. Bir yerde kendine yabancılaşmış bir Tanrı var gibi; başka bir yerde ise doğrudan kendini Rab ilan eden bir figür. Tek bir Tanrı olduğu söyleniyor ama metindeki ilişki sanki Tanrı ile Tanrı olmayan başka bir varlık arasındaymış gibi duruyor.
Bu yüzden “İsa”nın bir Tanrı isminden çok bir sıfat ya da rol olabileceğini düşünüyorum. Tanrı’dan öğrenen, onun sözünü ileten, onunla çok güçlü bağı olan ama tam anlamıyla Tanrı olmayan biri gibi geliyor.
Ayrıca “Rab” kelimesinin eski dilde sadece Tanrı için kullanılmadığını öğrendim. Efendi, otorite ya da saygı duyulan kişi anlamına da gelebiliyormuş. Bu da İsa’nın doğrudan Tanrı değil, Tanrı’ya en yakın figür olduğu düşüncesini bana daha mantıklı hissettirdi.
“Başlangıçta Söz vardı” kısmını da farklı yorumluyorum. Belki burada kastedilen şey Tanrı’nın başlangıçtan beri var olan planı, iradesi ya da sözüydü. İsa da o sözün insan bedeninde görünmesi olabilir. Yani Tanrı’dan bağımsız olmayan ama Tanrı’nın planını taşıyan bir varlık.
Fakat burada başka bir soru çıkıyor: Eğer bir taraf biliyor, diğer taraf öğreniyorsa gerçekten aynı şeyin tek bir bilincinden mi bahsediyoruz? Tanrı kendi bilgisiz tarafına bilgi veriyorsa bu hâlâ aynı varlık mı, yoksa bir ayrım mı var?
Yaratılışta da önce Tanrı yaratıyor, sonra “iyi olduğunu gördü” deniyor. Bu yüzden bazen metinlerde Tanrı’nın her şeyi mutlak biçimde bilen değil, süreç