Çağla

"Zekada biraz delilik vardır ama bu her zekiyi deli kılmaz. Her deliyi de zeki kılmaz. Zekanın üç şeye ihtiyacı vardır. Bir parça ahlak, akıl ve bir parça delilik. " Çağla Çatalkaya
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ölümü giymek...
"Hiç ölümü giydiniz mi? Hiç yeni ölmüş birinin kıyafetlerinden birini çocukken ve yıllarca giydiniz mi? Çok tuhaftı. Sanki ölü üzerimde yaşıyor gibiydim başta. Sonra ölü olan kendim gibi hissetmeye başladım çünkü ölümlüydüm. Ölü birinin kıyafetini giymek, ölüm hakkında düşüncelerimi derinleştiren ve yazılarıma ilham olan tüm o şeylerin başlatıcısı olmuştu. " Çağla Çatalkaya
1000Kitap
Hayatın bana öğrettiği şeylerden biri
"Yaşamak istemiyorsan hayatın kendin için anlamını hâlâ sorgulamazdın. Yaşamak istemeyen değil, yaşamanın sana getireceği ağır yükü kaldıramayacağını veya kaldırsan bile ezileceğini, mutsuz kalacağını düşünen birisin. Düşünmek seni öldürdü. Mezara bile ihtiyacın yok ki senin. " Çağla Çatalkaya
1000Kitap
Hayatın bana öğrettiği gerçeği sözümle anlatıyorum.
"Güçlü değilsen güçlü olman gerekir. Güçlü görünmen değil. Hayat çizelgesinde insan her zaman güçlü kalamaz. Biraz yardım istemek, dilenmek veya acizlik demek değildir. Bunları aştıysan büyümüşsün demektir." Çağla Çatalkaya
1000Kitap
Hristiyanlık Hakkındaki Düşüncelerim
5 yıldır İncil yılda az da olsa incelerim. Hristiyanlıkta İsa kendinden neden bir yabancı gibi bahsediyor? Önce Rab’den öğrendiğini ve ondan aldıklarını insanlara ilettiğini söylüyor. Bu noktada daha çok bir peygamber gibi görünüyor. Sonra bir anda kendisi “Rab İsa” oluyor. Kendinden öğrendiğini yine kendine anlatamayacağına göre bu anlatım bana garip geliyor. Bir dinim yok ama ne zaman İncil okusam zihnim karışıyor. Bir yerde kendine yabancılaşmış bir Tanrı var gibi; başka bir yerde ise doğrudan kendini Rab ilan eden bir figür. Tek bir Tanrı olduğu söyleniyor ama metindeki ilişki sanki Tanrı ile Tanrı olmayan başka bir varlık arasındaymış gibi duruyor. Bu yüzden “İsa”nın bir Tanrı isminden çok bir sıfat ya da rol olabileceğini düşünüyorum. Tanrı’dan öğrenen, onun sözünü ileten, onunla çok güçlü bağı olan ama tam anlamıyla Tanrı olmayan biri gibi geliyor. Ayrıca “Rab” kelimesinin eski dilde sadece Tanrı için kullanılmadığını öğrendim. Efendi, otorite ya da saygı duyulan kişi anlamına da gelebiliyormuş. Bu da İsa’nın doğrudan Tanrı değil, Tanrı’ya en yakın figür olduğu düşüncesini bana daha mantıklı hissettirdi. “Başlangıçta Söz vardı” kısmını da farklı yorumluyorum. Belki burada kastedilen şey Tanrı’nın başlangıçtan beri var olan planı, iradesi ya da sözüydü. İsa da o sözün insan bedeninde görünmesi olabilir. Yani Tanrı’dan bağımsız olmayan ama Tanrı’nın planını taşıyan bir varlık. Fakat burada başka bir soru çıkıyor: Eğer bir taraf biliyor, diğer taraf öğreniyorsa gerçekten aynı şeyin tek bir bilincinden mi bahsediyoruz? Tanrı kendi bilgisiz tarafına bilgi veriyorsa bu hâlâ aynı varlık mı, yoksa bir ayrım mı var? Yaratılışta da önce Tanrı yaratıyor, sonra “iyi olduğunu gördü” deniyor. Bu yüzden bazen metinlerde Tanrı’nın her şeyi mutlak biçimde bilen değil, süreç