Hayat bağlantı olmadan nedir ki? Nitekim Hume şöyle yazmıştı: “Biz, süreğen bir akış ve devinim içinde akıl almaz bir hızla birbirini takip eden değişik duyumların bir toplamından veya yığınından ibaretiz.”
Hayata dair çok önemli bir gerçeği aklınızdan çıkarmayın. Bir insanı koşulsuz sevmeniz ya da hayatınızı ona adamanız kitap ve sinema dünyası için inanılmaz romantik bir davranış gibi gözükse de gerçekte sizi sıradanlaştırmaktan başka bir işe yaramaz.
… Bu da bir tartışma yaşarken donup kalarak istediğiniz cevabı neden veremediğinizi açıklıyor. Neden eve geldikten sonra aklınıza bir sürü güzel alternatif geldiğini açıklıyor. “Ah neden orada o cevabı veremedim?” çünkü eve geldiğinizde güvende hissetmeye başladınız. Ev ve o tartışma anında beyninizin aktivasyonu açısından bambaşka iki kişiydiniz. Bu da aslında kendinize tek bir insan gibi değil de farklı zamanlarda farklı hisseden ve düşünen kişiler olarak bakmanın çok daha iyi bir yol olduğunu gösteriyor.
Baş edemediğiniz büyüklükte zorlayıcı anılar yaşadığınızda beyninizin sizi korumak için kullandığı bir yol var: Unutmak. Bu anılar aslında kalıcı olarak silinmez ya da tamamen unutulmaz. Sadece geçici olarak beyninizin arka raflarına kaldırılır. Bu anılara erişiminiz geçici olarak kapanır. Bu sayede günlük hayatınıza odaklanabilir ve yaşamaya devam edebilirsiniz.