"O zamanlar hiçbir şeyi anlayamamışım. Onu sözleriyle değil, yaptıklarıyla değerlendirmem gerekirmiş. Mis gibi kokular yayıyordu, içimi aydınlatıyordu. Ondan hiç kaçmamalıydım. Kısır oyunlarının, kötü numaralarının arkasındaki sevecenliği görebilmeliydim. Bir anı bir anını tutmuyor şu çiçeklerin. Ama ben onu sevmesini bilemedim, çünkü çok gençtim o zamanlar."
"Onu dinlememeliydim. Çiçekleri hiçbir zaman dinlememelisin. Onları seyret, onları kokla, ama hiçbir zaman dinleme. Tüm gezegenimi güzel kokularla dolduruyordu, bu doğru, ama ben bunun zevkini çıkaramadım, sevinemedim."
"Eğer bir insan, milyonlarca ve milyonlarca yıldızdan sadece birinde bulunan bir çiçeği seviyorsa, kendini mutlu hissetmesi için yıldızlara bakması yeterli. Yıldızlara bakar ve "Çiçeğim, işte oralarda bir yerde" der kendi kendine. Ama koyun çiçeği yediğinde, sanki, birdenbire, tüm yıldızlar sönmüş gibi gelir ona. Şimdi bu, önemli bir şey değil mi yani?"