İnsan daha yaşamadan,cennet umudunu ne yapsın? Kendi ruhları yerlerde sürünürken,Kutsal Ruhu ne yapsınlar? Yardıma ihtiyaçları olacak. Ölmeye sıra gelmeden önce yaşamaları şart.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sürücü demir koltuğunda oturuyordu. Kendi isteği olmayan dümdüz rotasından,kendi malı olmayan,hiçbir sevgi duymadığı traktöründen,kontrolü altına alamadığı gücünden gurur duyuyordu. O ürün büyüdüğü,hasat edildiği zaman,kimsenin eli sıcak toprak topağına değmemiş,kimsenin parmakları arasından yere toprak elenmemiş olacaktı. Ne kimse tohuma eliyle dokunmuş,ne kimse büyümesi için özlem duymuş olacaktı. İnsanoğlu kendi yetiştirmediği şeyi yiyecekti. Ekmeğiyle arasında bir yakınlık olmayacaktı.
Kıpkızıl bir dehşetti bu. Hayatları saniyeler içinde sönmüş onlarca insan görüyordum. Araba farlarını aydınlattığı yerler böyleydi, ya ara sokaklar ya göremediklerim? Kim bilir ne canlar, ne ağıtlar, ne düğümler vardı. Saniyeler içinde tarihe gömülen aşklar, sevgiler çığlık çığlığa tırmalıyordu karanlığı. Acısı yıllara dağılacak yokluklar vardı toz duman içindeki her zerrede. Koyu karanlığın ortasında acının ateşi ile yanmış suratları görüyordum. Boşlukta, don atlet asılmış insan suretleri vardı. Dehşetin, acının, dibe batmışlığın, acizliğin, karanlığın, çöküşünü, sürünmenin, pisliğin, korunmasızlığın, bir zerre olmanın ne demek olduğunu herkes anlamıştı o gece. Koparılmışlık, yarım kalmışlık kokan sokaklar, inleyen ağıtlarla çınlıyordu. Yıllarca aradığım sorunun cevabı o gecede gizlenmişti: hayatın anlamı, aciz bir zerre olmaktı.