Engin Sarıtaş

Fevzi Paşa'ya dedim ki: "Paşam vaziyeti nasıl mütalaa ediyorsunuz? " Gök gürler gibi bağırarak: " Anlamıyorum ki efendim, " dedi (ve sağ elinin işaret parmağı ile haritada İstanbul noktasını göstererek) " Buradaki rahatımızı feda etmemek için koskoca memleketi veriyoruz, bu ne akıldır? "
Reklam
İstanbul sokakları İtilaf Devletleri'nin süngülü askerleriyle dolmuştu. Boğaziçi; toplarını sağa sola çeviren düşman zırhlıları ile lacivert sularını gösteremeyecek kadar örtülüydü. Herkes ancak zaruri ihtiyaçları için evden çıkıyor, sokaklarda hatır ve hayale gelmeyen hakaretlere uğramamak için caddelerin duvar diplerinde büzülerek, eğilerek ve korkarak yürüyebiliyorlardı. Bütün ihtiyatlara rağmen yine bin türlü tecavüz sahneleri eksik değildi. Koskoca İstanbul ve koskoca İstanbul'un yüz binlerce halkı sesleri kısılmış bir haldeydi. İstanbul ufuklarında yükselen şeyler yalnız düşman sesleri, düşman hakaretleri, düşman bayrak ve süngüleriydi. Çok şaşılacak şeydir ki ayaklar altında çiğnenen bu muhitte hala bir saltanat, bir hükümet, bir varlık farz edenler vardı.

Engin Sarıtaş

, bir kitap okudu
8/10
·335 syf.·
14 günde okudu
·
2023 27. kitabı
E. H. Gombrich
8.5/10 · 297 okunma
"Sana fazla dalkavukluk yapan insanlara asla yüz verme ve onları yükseltme. Buna karşılık iyi bir şeyler yapabilmek için senin gözünden bile düşmeye cesaret edecek olanları kolla. Devlet işlerini eğlenceye sakın feda etme. Bir şeye karar vermeden önce çevrendekilerin düşüncelerini sık sık dinle. Böylece onları gerektiği zaman kendi hizmetinde kullanabilirsin. Herkese iyi davran, kimseyi incitme. " Bu düşünceler Fransa Kralı XIV. Louis'in gerçek ilkeleri idi; öyle bir insan ki, gurur, şirinlik, israf, onur, saygısızlık, dikkatsizlik ve çalışkanlığın garip ve dikkate değer bir karışımı...