V. Frankl Nazi soykırımına uğramış, kamplarda dört sene geçirmiş ve sağ kurtulabilmiş, Freud ve Adler’den sonra alanında adını sıkça duyduğumuz Psikanalizcilerden. Kitabın ilk bölümü her zaman merak ettiğim insanın olağanüstü koşullara katlanma yeteneğinin nedenini ve nasılını anlatıyor. Kamptaki anektotlarıyla kimi zaman nietzche kimi zaman spinozadan alıntılar yaparak pekiştirdiği anlatımı oldukça akıcıydı. “Yaşamak için bir nedeni olan kişi hemen her nasıla katlanabilir” (Nietzche) cümlesi aslında kitabın özeti niteliğinde. Zaten üç bölümde de bu alıntıya yer vermişti. Acı’yı en derinden yaşayan bir insanın ağzından ona verdiği değeri okumak acı’ya bakış açımı değiştirdi. Kitaba başmadan önce tam bu cümleye tabi bizimkisine acı denirse diyerek devam ederdim fakat Frankl’ın kitabında acının karşılaştıralamayacağını çok güzel bir örnekle açıklamasının ardından bunu yapmaycağım. Acı kadar özgürlüğe bakış açısı da çok etkiledi beni. Dört sene boyunca bunun hayaliyle yatıp kalkan bir mahkumun özgürlüğe ilk kavuştuğu andaki hayal kırıklığını derinden hissettim. Ama ardından onu tekrar öğrenme cesareti tekrar inancımı diriltti. Yaşama karşı geliştirdiği felsefe özellikle özgürlüğüyle sınanmış her birey için altın değerinde ki bunu 2. bölümde oluşturduğu logoterapi kuramıyla açıklıyor. Kişinin yaşamdaki anlam arayışının değerini de çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. Zaman zaman yaşadıklarının günümüzde de hala yaşanıyor olması gerçeğiyle sarsılsam da bununla nasıl başa çıkabileceğimi kavradığım en azından anlamaya çalıştığım bir kitap oldu.
Tavsiye ederek bitiyorum ve iyi okumalar diliyorum.