Sadakat, artık Tanrı’ya değildi; sevgiye, yasa ve anılara’ydı.
Tanrı, bu hikâyede defalarca kez çağrıldı ancak hiç gelmedi.
Ve onun büründüğü bu derin sessizlik, artık bir cevap olarak kabul edildi.
“Dorsoduro’da isteyene istediği asla doğrudan verilmez. Birbirlerine yakın olmaları sağlanır, kendiliğinden birbirlerini bulmaları arzulanır. Şanslıydınız, siz aradığınızı buldunuz. Ancak
artık bulduğunuz şeyin buyruğundasınız, bunu unutmayınız. Öyle ya... Kadın ne isterse, Tanrı da onu istermiş..."
Sitem ederek ona:
“Sesini bile özlettin bana.” dedim.
Bu tip anlarda hep yaptığı gibi mizaha kaçarak:
“Özlemek iyidir, kavuşmanın kıymetini arttırıyor.” dedi.
“Terbiye edilen olmak ne kötüymüş.”