Nihal Uğurlu

Nihal Uğurlu
@nihalugurlu2
55 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Venedik'in Ötesinde
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
İnsanlığın en büyük trajedisi, sevdiği birini kaybetmesi değildir; o kaybın bir anlamı olmadığını fark etmesidir. Venedik’in Ötesinde, sadece bir roman değil, zamanın ve hatıranın, inancın ve suskunluğun, sevginin ve kaybın birbirine karıştığı bir içsel yolculuk. Bu kitap, gündelik bir hikâyeyi değil, bir bilincin ağır ağır çözülüşünü, bir ruhun sessiz çığlıklarını anlatıyor. Ve bunu öyle narin, öyle sabırlı bir biçimde yapıyor ki, okur olarak kendimizi başkarakterin yalnızlığının içinde değil — onun yerine geçmiş buluyoruz. Yazar, satır aralarında hiçbir şeyi bağırmıyor. Tam aksine, en büyük kırılmalarını fısıldayarak anlatıyor. İşte asıl ustalık da budur: Acıyı yüksek sesle değil, yankısıyla anlatabilmek. Venedik: Dışarıda bir şehir, içeride bir cehennem Bu eserdeki Venedik, ne bir turistik fon ne de bir kartpostal güzelliği. O, aslında anlatıcının ruhunun mimari karşılığı. Her ada, her köprü, her durak; hafızada açılan eski bir yara gibi. Yazar, Murano’da bir cehennem yaratıyor — öyle bir cehennem ki, ateşsiz; sadece geçmişin ağırlığıyla kavuruyor insanı. San Marco’nun gölgesinde zaman donuyor. Dorsoduro bir ihtimal, belki de hiç var olmamış bir "keşke". Ve Roma... Roma artık yalnızca yaşanmamış ihtimallerin sessiz başkenti. Gianna: Bir çocuğun suretinde Tanrı'nın son bakışı Ama asıl büyük figür, Gianna. O, yalnızca bir kız çocuğu değil. O, anlatıcının çocukluğu, yitirdiği Tanrı, umutla konuştuğu ama yanıt alamadığı saf bir bilinç. Onun ölümüyle roman değil, bir çağ kapanıyor. Çünkü o ölüm, yalnızca bir bedene değil, bir ihtimale gömülmüş. Ve asıl acı, kaybedilenin Gianna değil — Gianna’nın temsil ettiği şeyler oluşu. Ben, bir okuyucu olarak, uzun zamandır bir çocuğun bu kadar zarif, kırılgan ve metafizik anlatıldığı bir karaktere rastlamadım. Onun küpeleri,
Venedik'in ÖtesindeHakan Laloğlu · Armoni Yayıncılık · 20254 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·346 syf.··
2025 1. kitabı
Madam Pera Hikâye, 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında İstanbul’un seçkin semtlerinden biri olan Beyoğlu’nda geçiyor. Romanda, dönemin sosyal hayatı, aşkları, kültürel çatışmaları ve kadın figürleri ön planda. Ana karakter Pera, güzelliği, zarafeti ve gizemiyle çevresindekileri büyüleyen bir kadındır. Kendi tılsımlı dünyasında yaşayan Pera, sosyetenin en dikkat çeken isimlerinden biridir. Kitap, onun gözünden ve çevresindekilerin anlatımıyla, özellikle kadın-erkek ilişkilerine, dostluklara ve aşkın çelişkili yönlerine odaklanıyor. Pera’nın yanı sıra, farklı sosyal çevrelerden gelen karakterlerin bir araya geldiği sohbetler, anılar ve ilişkiler aracılığıyla, okuyucuya dönemin İstanbul’una dair renkli bir panorama sunuyor. Tamara, Anahit, Rana, Tavit, Gavarş, Ethem gibi karakterler aracılığıyla sınıf farklılıkları, cinsiyet rolleri ve bireysel arayışlar irdeleniyor. Romanın merkezindeki karakter Pera başta olmak üzere, Tamara, Anahit, Rana gibi kadın figürleri; toplumun dayattığı roller ile bireysel arzuları arasında sıkışmış kadınları temsil ediyor. Pera hem hayranlık duyulan bir ikon, hem de derin yalnızlığı olan bir kadındır. Güzelliği, zekâsı ve bağımsız tavırlarıyla erkek egemen dünyada bir varlık ortaya koyar, ancak bu varlık sürekli olarak sorgulanır, dedikodularla lekelenmeye çalışılır. Romanda karakterlerin giyimleri, mimari gözlemler, süs eşyaları gibi detaylarla dış görünüşe verilen önem sıkça vurgulanır. Özellikle kadınlar için güzellik, sosyal değer kazandıran bir unsur haline gelir. Ancak yazar, bu estetik takıntının altındaki kırılganlıkları ve içsel boşluğu da gösterir. “Pera erkekler için nadiren giyinirdi, o çoğunlukla diğer kadınlar için giyinirdi…” Beyoğlu’nun “Doğu’nun Paris’i” olarak tanımlanmasıyla birlikte, roman boyunca Avrupa
Madam PeraHakan Laloğlu · Armoni Yayıncılık · 20247 okunma