Ne seni anlamaya yetti zaman...
Ne beni anlamana...
Dereden tepeden konuştuk,
Havadan, sudan, giyimden, kuşamdan
Ölümden, yaşamdan
Bir olmaktan, ayrılıktan, yalnızlıktan, kalabalıktan filmlerden, kitaplardan, mutluluktan, göz yaşından
Evlerin iç dünyasından söz ettik.
Bu dünyayla, başkalarının dünyasıydı o uzun uzun anlattıklarımız
Bir de dost arkadaş muhabbetleri...
Kendi dünyamızdan söz etmedik hiç!
Başımı alıp dağlara çıkacağım
Avazım çıktığı kadar haykıracağım
Dağlar taşlar yıkanacak göz yaşlarımda
Beni onlar anlayacak derken...
Ben sen anla diyordum aslında.
Baktın öylece... Anlayamadın.
Teselli edecek sözler aradın
Çığlığı duyamadın
Suskun olduğum günlerde yüreğimin neden buz tuttuğunu düşünmedin hiç!
Girip göz bebeklerinden bana bakmaya zaman mı yoktu, yürek mi ? Bilmiyorum.
Ben beni anlatmaya yetmedim biliyorum
Seni anladım mı yeteri kadar
şimdi düşünüyorum...
Sar beni üşüyorum.
Yıldız Kenter
Geceleyin otobüste ne yana gittiğini şaşırır insan
Ne zaman geceleyin düşsem yollara
Göz uykulu, ben uyanık
Ne zaman camdan baksam karanlık
Yüreğim sıkışır, aklım karışır
Senden uzağa mı, sana doğru mu gidiyorum
Bilemem…
Bir telaş alır beni, korkarım
Yaklaşmaya çalıştıkça mesafeler uzar diye
Karanlıklar düşlerimi bozar diye, korkarım
Söyleyemem
Bir ışık görünür çok uzaklarda
Dağ başında birinin penceresi mi
Hasta mı var evde?
Sevinçten uykuları kaçmış biri mi?
Neden yanar o ışık?
Güneşi mi bekler?
Seni mi?
Bilemem
Kuşkular kemirir yüreğimi
Tek bekleyen ben değilsem
Ölmek isterim
Ölemem
Çiledir gecede yolculuklarım…
Hayatımda verdiğim en iyi karar sessiz kalmaktı. Kanıtlayacak hiçbir şeyim yok. Kimseyi harika bir insan olduğuma ikna etmiyorum. Bozmadığım bir şeyi tamir etmiyorum. Kimsenin değerimi görmesi için mücadele etmiyorum. Ne yaparsan yap, karar senin. Umarım pişman olmazsın. Bana gelince, huzurlu bir şekilde ilerliyorum.