Şu sıralar amacım herkese Joseph Chilton Pearce'ın Sihirli Çocuk kitabını okutmak. Lütfen okuyun. (Ebeveynlik kitabı değil; herkes okuyabilir.)
Instagram: instagram.com/nihanka7
Twitter: twitter.com/nihanka
[Çocuk] sırf bir dal parçasının tadı kötü diye diğer nesneleri [hatta diğer dal parçalarını] tatmaktan vazgeçecek değildir. Kabaca bir bilgi oluşturmaya çalıştığı bu dönemde, erişebildiği her nesne ile (o nesneye uygun tüm duyuları yoluyla) etkileşime geçmek ister. Bazı ebeveynler bundan pek hoşlanmaz ("Her şeyi ağzına sokmaktan ne zaman vazgeçeceksin?") ve çocuğun bu genetik dürtüsünü engellemenin olumsuz nitelikli bir öğrenme yaratabileceğini göz ardı eder.
Çocuğun değere dair önyargılar geliştirmemesi için deneyimleri hakkında kendine özgü sevme-sevmeme görüşleri oluşturmasına izin verilmelidir. Yani, bir deneyimin [ör: dal parçasını ağzına alma] iyi mi yoksa kötü mü olduğuna kendisi karar vermelidir. Karar verme seçeneği olmalıdır ve verdiği kararlara saygı gösterilmelidir. Aksi takdirde zekâ ve zihin gelişimi aksayacaktır.
Kaygı zihnin düşmanıdır ve biyolojik planı her zaman engeller. Kaygı oluştuğu zaman zihin yalnızca kaygıyı giderme yolları bulmaya odaklanır. Böylece insan yaşamını iyi bilen ve ayakta kalabilen, erken olgunlaşmış bir birey yetişir, ama biyolojik plan yarım kalmıştır.
Anne ["yeterince iyi anne" diyebiliriz buna], hiçbir şeyin bebek için kolay olmaması gerektiği, çünkü yaşamın gül bahçesi olmadığı doğrultusundaki saçma sapan görüşlere kulak asmaz. Zorlanmanın, düş kırıklığı yaşamanın ve engellenmenin beyinde kavram yaratmadığını bilir.