Şu sıralar amacım herkese Joseph Chilton Pearce'ın Sihirli Çocuk kitabını okutmak. Lütfen okuyun. (Ebeveynlik kitabı değil; herkes okuyabilir.)
Instagram: instagram.com/nihanka7
Twitter: twitter.com/nihanka
Yine çok güzel bir Nihan Kaya kitabı okudum. Okunması kolay ama içine gizlenen mesajları anlaması zordu. Okuyup geçen biri üzerinde düşünmeden anlayamaz. Bir de insanın düşünmeye başlayınca duramayacağı bir kitap. İki zengin insanın hayatta kaybettiği insanlar sonrasında kendilerinden geriye kalanlarla yaşama mücadelesi anlatılıyor. Biri evden çıkmayarak dünyadan kaçıyor diğeri ise bir eve girmeyerek. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.
Merhabalaar
Nihan Kaya – İyi Toplum Yoktur / Günlük Hayatta Toplumun Bireyi İstismar Biçimleri
Size dimağlara şenlik bir kitapla geldim.
Önce neden bu kitaba rast düştüm ondan bahsetmek istiyorum. Çok küçük yaşlardan beri insanların evliliklerini ardı gözükmeyen külfetlerle dolu zorlu törenler uğraşlar ve hazırlıklarla yapmalarını çok gereksiz ve saçma bulmuşumdur. Ben ne nişan ne kına ne pahalı hazırlıklar cart curt töreni istemiyorum deyince hep “ucuza mı gitçen sen olmaz öyle şey” tepkileriyle karşılanıyorum. Haliyle yaş ilerledikçe çevreden gördüklerim beni daha da rahatsız etmeye başladı. Sonra bir anda kitabın ismi beni çok etkiledi ve yazarı da hiç tanımadığım halde (şu sıralar yazarı bu kadar geç tanımış olmanın büyük pişmanlığını yaşıyorum) hemen alıp okudum. Vee iyi ki okudum. (her kitaba bunu demek zorunda mısın diyenleri içeri alalım )
Nihan Kaya, bizim toplum olarak konusunu açmak cesaretini gösteremediğimiz, sayısız insanın içten içe hissettiği şeyleri bir bir ortaya dökmüş. Belki daha önce bu cesareti göstermiş ve dile getirmiş başkaları da vardır ama beni düşüncelerimi derinleştirme imkanıyla baş başa bırakan bu kitap oldu.
Kitap “İsmail’i kurtarmaya, çünkü onu kurtarmaya inanmadığımız sürece içte ve dışta kurtuluşa eremeyeceğiz.” ifadesiyle başlıyor. Oldukça hoşuma giden ve merak uyandıran ifadeyi kitabın ilerleyen kısımlarında benim için öyle derin açıklamış ki Kaya, “kurban” kavramını tüm boyutlarında ortaya sermiş. Değinecek çok şey var ama asıl konu kurban etme/edilme durumuyla törenlerin harmanlanmış hali. Nihan Kaya diyor ki “Ailelerin tören yoluyla kızlarını/gelinlerini kurban etme bilinçlerinin kızlarının ve/veya oğullarının mutluluğundan daha önemli olması, kanımı donduruyor.” (Sayfa 53) ve devam eden sayfada “Aile, çocuklarının ne zaman,
Bugün sokakta iki adam gördüm. İki kocaman adam. Sapasağlam iki adam. Hiçbir eksiği olmayan iki adam. Adamlardan biri diğerine vurmaya başladı ve etraftaki herkes seferber oldu onları ayırmak için. Kocaman bir adam bir başka kocaman adama vurunca herkes hiç düşünmeden müdahale ediyor. O zaman, bir yetişkin bir çocuğa vurunca neden herkes böyle sessiz? Bir çocuk, bir yetişkinden her anlamda ama her anlamda daha zayıf, daha güçsüz, kalıcı yaralar almaya daha çok müsait değil mi? Birinin birine vurmasını göreceksem eğer, bir yetişkinin bir çocuğa değil, bir çocuğun bir yetişkine vurmasını görmeyi tercih ederim. Ama her açıdan zaten daha güçlü olanı korumaya "saygı" adı verilmiş, saygı da müesseseleştirilmiş. '
Bir çocuğa sizin ona çektirdikleriniz karşısında acısını ifade etmeyi yasaklamakla bir devletin bireylerine bireyin acısını ifade ettiği biçimleri yasaklaması arasında fark yoktur; bunlardan biri yaşanıyorsa, o toplumda diğerinin de yaşanması kaçınılmazdır.