Belki onu yeniden sevmeyi de denerim.
Büsbütün bana ait oluşunun şiddetiyle.
Zararsız hiçliği içinde yeniden yaratarak ve
kanayan bir yaraya elimi bastırır gibi.
Aşk ve mutluluk. Bu ikisini yan yana koymak ne büyük hamlık. Aşkın ancak mutsuzluğa sıkıca tutunarak ayakta kalabileceğine, mutsuzluğun mutluluktan daha yoğun bir duygu olduğuna inandım acılaşan zamanla. Aşk içinde mutluluk bir sürçme. Perdenin çabucak indiği bir oyun, gelip geçici bir rüya, kafa karıştırıcı bir hayal.
Beni elinden geldiğince sevmesine razıydım, yeter ki yanında kalayım. Benden bıkabileceği korkusu duymuyordum, çünkü o nasıl isterse öyle olacaktım. Bilmediğim yüzleriyle karşılaşma olasılığı da ürkütmüyordu beni, çünkü tümüyle bütün çıplaklığıyla karşılaşmaya, bütünleşmeye ve sevdiğim adam için kendimi fedaya hazırdım.