Adı:
Sadakat
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927128
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Sadakat
Sadakat
“Sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. Sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. Benim değildi o ses. Konuşan ben değildim. O yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. Sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. Yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. İçimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. Sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim.”



İhanetin en uğursuzunu yaşayan Azra, tutkuyla bağlandığı, saplantılı hatta bencilce bir aşkla sevdiği Ferda ve ihanet nesnesi üçüncü kişi. Bir aşk-nefret ikilemi içinde, üçlü bir ilişkinin girdabında savrulan insanlar; çözümsüzlüğün, ikiyüzlülüğün, aşka tutsaklığın yakıcı çemberine kıstırılmış üç kişi. Yaşamın kıyısında çözümsüz kalan Azra, her şey bittiğinde belleğinin ışığında şimdiyle geçmiş arasında gidip gelir ve dehşet verici bir sonla biten hikâyesini sayfalara döker. Yaşamla ölümün kesişme noktasından geçmişe bakarken ihanetin mi sadakatin mi zor olduğunu sorgulatır okura. Günümüz ilişkilerinin çıkmazlarını, yerleşik kuralların geçersizliğini, kadınla erkek arasındaki tutku bağlarını ustalıkla işleyen İnci Aral, modern zamanların aşkları üzerinde düşünmeye zorluyor hepimizi.
280 syf.
·Puan vermedi
Normalde hiç bir kitabı iki kere okumam ama bu kitabı iki kere okudum İnci Aralın konuya hakimiyeti okuyucuya aktarımı çok kaliteli okuyucuyu romanın içine çekiyor tavsiye ederim.
280 syf.
·Puan vermedi
Yaklaşık 7 yıl önce okumuştum hem çok sürükleyici bir kitaptı hem de yıllar sonra bile beni etkileyen bir sonu vardı.Tavsiye ederim güzel bir kitap.
280 syf.
·2 günde·8/10
Sadakat..
Sözcük anlamı olarak /sağlam, güçlü ve içten bağlılık.
Kullanımı : yok . Belki nadir .
Bu kitabı bir solukta okuyup bitirdim çünkü her sayfasında sanki yasayan benmisim gibi güçlü bir nefret duydum . Her bir karaktere ayrı ayrı . Azra , deli gibi bencilce sevdiği Ferda , ve ihanetin dönüm noktası üçüncü kişi . Insan bazen vazgeçmeyi bilmeli. Sevgi zorla oldurturulmuyor . Ve ihanet bu kadar kolay kabullenilmemeli. Bencilce sevdiğini bir türlü bırakamayıp ihanetini kabullenip kendine olan saygısını yitirmek . Dedim ya her sayfasında beni çok yordu . Ben kızdım ben söylendim ama Ferda affetti . Lakin kitabın sonunu sevdiğimi söyleyebilirim . Işte orası yüreğime şu serpti . Yasasin mutsuz sonlar .

Rüyalar ölümsuz degil hicbir rüya sonsuza kadar sürmuyor.
280 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. benim değildi o ses. konuşan ben değildim. o yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. içimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim
280 syf.
·7/10
''Bir rüya gördüm,cennette başladı sonra cehennemde uçurumun dibinde uyandım...''
280 syf.
·9/10
"İhanet asla bağışlanmaz, geçiştirilebilir belki ama iğrenç yüzü belleğe o kadar derin çizgilerle kazınır ki unutmak için ölmek gerekir."
Dünyanın değişen normlarına artık sadakatin de uyum sağlaması gerektiğini, artık eski değerlerde inat eden orta sınıf ahlakının değişmesi gerektiğini anlatan bir kitap. Yüzyıllardır tartışılan sadakat konusuna örnek bir kitap daha. Kelimeler, cümleler can alıcı. Hayretler içerisinde bir solukta okudum. Tavsiye ediyorum.
280 syf.
·6 günde·5/10
Üniversite yıllarında hamile kalıp, doğurup, mecburen evlilik yapıp, akabinde boşanmış bir eczacı kadın -sıradan ve huzurlu bir yaşamı arzulayan bir kadın- bencil, haz odaklı ve hesaplı davranışlar içinde olan bir adamla tanışıp evlenir.Kadının marazi aşkı ve tutkusu, erkeğin duyarsız ve hercai karakteri Türk filmlerini aratmayacak melodramlar eşliğinde devam edip gider.
Kan, gözyaşı, ölüm, hapis, gurur, gurursuzluk, kısacası her türlü duyguyu barındıran kitap maalesef bende yüzeysellik duygusu dışında hiç bir şey barındıramadı. Yirmi yıl önce okuyup etkilendiğim Ölü Erkek Kuşlar romanından sonra okuduğum bu ikinci İnci Aral kitabı bana hitap etmedi.
280 syf.
·Puan vermedi
Bu kitapla ilgili yazabileceğim tek şey bu kadar etkileyici bir son beklemiyordum. Önce bencilce bir aşk sonra ıstıraplı ve güzel bir son. Daha ne denir ki...
280 syf.
·2 günde·6/10
İlk defa bir kitabı okurken hem zorlandım hem de yoruldum. Kitabı okurken sık sık kaşlarımın çatık olduğunu fark ettim :) Karakterlerin aşk, nefret, sevgi ve sakakat arasındaki git gelleri, kavgaları, aile bağları çok gerdi beni. Yani olmuyorsa olmuyordur. Zorlamak niye? Azra ve Ferda asla beraber olamayack iki insandı, zorladılar olmadı.
Kitabın sonlarına doğru olayların da çözümlenmeye başlamasıyla kanımı donduracak şeyler okudum. Özellikle son sayfalarda. Ne diyebilirim ki. Bir insanın aşk ve sadakat beklentisi içinde kendini nasıl kaybettiğinin hiyayesi bu...
280 syf.
·3 günde·Puan vermedi
beklemek güzeldir. araya ölüm girse de. aşk doyasıya yaşanıp tüketilmediyse ölüm neyi değiştirir?
280 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Oldukça sürükleyici bir öyküydü. Sıkılmadan heyecanla okuyabileceğiniz ve gününümüz ilişkilerini sorgulayabileceğiniz keyifli bir kitaptı. Tavsiye ederim.
280 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitaba adını veren Sadakat duygusu maalesef kitapta yer almıyor. Ama aradığım özlediğim İnçi Aral kitabı kalemi dili tam olarak buydu. Maalesef okurken her karaktere karşı hissettiğiniz ortak duygu acıma hatta nefret. Hepsi kendinden ödünler veriyor hayat mücadelesinde. Hepsi birilerini ya da bir şeyleri kaybediyor. Belki düzelebilecek tek karakter Azra’ydı. Ama oda düzelmek istemedi. Kitap bir geriye dönüp geçmişi bir günümüze dönüp o anı anlatıyor. Bu benim en sevdiğim roman tarzı. İnci Aral bunu çok güzel yapıyor. Hiç bir tıkanma kafa karışıklığı yaşanmıyor kitapta. Herkesin sonu mutsuz bitiyor. Mutlu sonla hayatını noktalayan bir karakter yok kitapta. Buna rağmen kitap su gibi akıyor. Yazar bence mutsuzlukları yazarak kendini ve kalemini güçlendiriyor bence. Bu tarza da çok uygun şeyler yazıyor. Şimdiye kadar beğendiğim tek eseri üçleme olarak düşünüp yazdığı kitaplardı. Onun dışında yazarın kalemine laf etmek hayatta benim haddime değil. Kitaplarının çoğunun aldığı ödüller kendini ortaya koyuyor zaten.
Gerçek dünya aracısız yalnızlığın, katıksız korku, acı ve ödeşmelerin dünyasıydı.
Mutsuz aşk yoktur:sahip olmadığımıza sahibizdir yalnız.
Mutlu aşk yoktur:sahip olduğumuza sahip değilizdir artık.
Her şey kabuk değiştiriyordu, hayat o kadar hızlı akıyordu ki sevgiyi beslemeye zaman kalmıyordu belki de.
Umut da bir dikendir yürekte kimi zaman. Kendi gözleriyle karşılaşmaktan korur insanı, kandırır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sadakat
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927128
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Sadakat
Sadakat
“Sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. Sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. Benim değildi o ses. Konuşan ben değildim. O yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. Sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. Yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. İçimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. Sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim.”



İhanetin en uğursuzunu yaşayan Azra, tutkuyla bağlandığı, saplantılı hatta bencilce bir aşkla sevdiği Ferda ve ihanet nesnesi üçüncü kişi. Bir aşk-nefret ikilemi içinde, üçlü bir ilişkinin girdabında savrulan insanlar; çözümsüzlüğün, ikiyüzlülüğün, aşka tutsaklığın yakıcı çemberine kıstırılmış üç kişi. Yaşamın kıyısında çözümsüz kalan Azra, her şey bittiğinde belleğinin ışığında şimdiyle geçmiş arasında gidip gelir ve dehşet verici bir sonla biten hikâyesini sayfalara döker. Yaşamla ölümün kesişme noktasından geçmişe bakarken ihanetin mi sadakatin mi zor olduğunu sorgulatır okura. Günümüz ilişkilerinin çıkmazlarını, yerleşik kuralların geçersizliğini, kadınla erkek arasındaki tutku bağlarını ustalıkla işleyen İnci Aral, modern zamanların aşkları üzerinde düşünmeye zorluyor hepimizi.

Kitabı okuyanlar 262 okur

  • Şeyda Say
  • zeynep kaynak
  • B.s.i
  • Bahar T.
  • Zafer
  • Saniye eryılmaz
  • Emel Y.
  • Koray şahin
  • Sonje
  • 3M3L

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.4 (1)
9
%1.4 (1)
8
%2.9 (2)
7
%2.9 (2)
6
%2.9 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0