Sadakat

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.151
Gösterim
Adı:
Sadakat
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055596279
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turkuvaz Kitap
Baskılar:
Sadakat
Sadakat
İhanetin en uğursuzunu yaşayan Azra, tutkuyla bağlandığı, saplantılı hatta bencilce bir aşkla sevdiği Ferda ve ihanet nesnesi üçüncü kişi. Bir aşk-nefret ikilemi içinde, üçlü bir ilişkinin girdabında savrulan insanlar; çözümsüzlüğün, ikiyüzlülüğün, aşka tutsaklığın yakıcı çemberine kıstırılmış üç kişi. Yaşamın kıyısında çözümsüz kalan Azra, her şey bittiğinde belleğinin ışığında şimdiyle geçmiş arasında gidip gelir ve dehşet verici bir sonla biten hikâyesini sayfalara döker. Yaşamla ölümün kesişme noktasından geçmişe bakarken ihanetin mi sadakatin mi zor olduğunu sorgulatır okura. Günümüz ilişkilerinin çıkmazlarını, yerleşik kuralların geçersizliğini, kadınla erkek arasındaki tutku bağlarını ustalıkla işleyen İnci Aral, modern zamanların aşkları üzerinde düşünmeye zorluyor hepimizi.

"Sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. Sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. Benim değildi o ses. Konuşan ben değildim. O yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. Sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. Yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. İçimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. Sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim."
(Tanıtım Bülteninden)
280 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
#sadakat
#inciaral

**Saplantılı, tutkulu, bencilce ve büyük bir aşkla bağlanan Azra ile özgürlüğüne düşkün,değişiklik arayışında, bir kadına bağlanamayacak karakterde ki Ferda arasında geçen sıradışı ve ızdırap dolu bir hikâyeyi anlatıyor.
Bir kadının aşık olduğu erkek uğruna her şeyinden vazgeçişini okuyacaksınız.
Kitap çok akıcı, olaylar sürükleyici bir şekilde devam ettiği için dizi tadında bir kitap okumuş gibi hissediyorsunuz.

##Kitaptan bazı alıntılar:
*Mutsuz aşk yoktur:sahip olmadığımıza sahibizdir. Mutlu aşk yoktur :sahip olduğumuza sahip değilizdir artık.

*Sevdiğin insanı kendine yabancı hissettiğin an. Bir şeylerin yolunda gitmediğini bilmezlikten gelmeyi sürdürdüğün uzun günler ve gecelerden sonra bir akşam ansızın kesin olarak bildiğin an.Apansız şiddetli bir düzensizlik duygusu ve derin bir güceniklikle çarpılarak her şeyin bittiğini anladığın an.

*Aşka aidiyet gerekiyor. Sana ait olmayan birini sevmek uygunsuz bir şey.

*Ortak yaşamın en önemli ivmesi unutmak, ya da öyle görünmekti.

*Onu sevmiş, onunla evlenmiş, yaşamış, düşünmüş, sevişmiş ama ona sahip olamamıştım.Sıkıca tutmak istemiş, ellerimin arasından kaçmasını engelleyememiştim. Bundan sonra da ne yaparsam yapayım böyle kalacağını seziyordum ama yine de istemekten vazgeçmiyordum.

*İtiraf diye bir şey yoktur aslında, biraz daha anlaşılır hikâyeler ve uydurulmuş yeni yalanlarla kendine acıma ve acındırmanın sahte gözyaşları vardır.

*Kadınlar kendilerini aldatan adamdan çok birlikte olduğu kadından nefret ediyorlar. Erkeğin ihaneti bağışlanabiliyor çoğu zaman ama o kutsala el uzatan kadın asla.

*Sadakatle tenin doymaz arzusu arasındaki çelişkiyi gidermek için insanın kendini bastırmak zorunda olması acıklıydı, kolay değildi. Doğada böyle bir kural yoktu, hayat çok daha zengindi çünkü. Ne var ki bilmemek, söylememek, birlikte yaşadığın insanı hoş tutmak ve incitmemek gerekiyordu.

*İtirafların yarar sağladığını, insanı arındırdığını kim görmüş! Tam tersine. İtiraf belaya davetiye çıkarmak. Sırlar mezara saklanmalıdır. Sırlar sır olmaktan çıktıklarında bozulmaya uğruyor ve etkisi korkunç oluyor.

*Sıkılmadan okunabilecek bir kitaptır.
280 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir kadının aşkını sevgisini sadakatini anlamak bir erkeğin harcı değil.. bu romanın bana anlattığı şeydir bu. Evet, erkek ile kadın fikirsel hormonsal ve yaşam dinamikleri bakımından çok ayrı uçlarda düşüncelere sahip olabiliyorlar bazen. Kitabı okurken bazı olayları ve durumları anlamaya çalışmakla geçti bütün çabam. Kendimi bu romanın bir karakteri yerine koymaya çalışarak kıvranıp durdum.. ben olsam ne yapardım diye düşündüm. Çok beğendim romanı ve dilerim bir gün film uyarlaması da yapılır.
280 syf.
·Puan vermedi
Yaklaşık 7 yıl önce okumuştum hem çok sürükleyici bir kitaptı hem de yıllar sonra bile beni etkileyen bir sonu vardı.Tavsiye ederim güzel bir kitap.
280 syf.
·Puan vermedi
Normalde hiç bir kitabı iki kere okumam ama bu kitabı iki kere okudum İnci Aralın konuya hakimiyeti okuyucuya aktarımı çok kaliteli okuyucuyu romanın içine çekiyor tavsiye ederim.
280 syf.
·9/10 puan
"İhanet asla bağışlanmaz, geçiştirilebilir belki ama iğrenç yüzü belleğe o kadar derin çizgilerle kazınır ki unutmak için ölmek gerekir."
Dünyanın değişen normlarına artık sadakatin de uyum sağlaması gerektiğini, artık eski değerlerde inat eden orta sınıf ahlakının değişmesi gerektiğini anlatan bir kitap. Yüzyıllardır tartışılan sadakat konusuna örnek bir kitap daha. Kelimeler, cümleler can alıcı. Hayretler içerisinde bir solukta okudum. Tavsiye ediyorum.
280 syf.
·2 günde·8/10 puan
Sadakat..
Sözcük anlamı olarak /sağlam, güçlü ve içten bağlılık.
Kullanımı : yok . Belki nadir .
Bu kitabı bir solukta okuyup bitirdim çünkü her sayfasında sanki yasayan benmisim gibi güçlü bir nefret duydum . Her bir karaktere ayrı ayrı . Azra , deli gibi bencilce sevdiği Ferda , ve ihanetin dönüm noktası üçüncü kişi . Insan bazen vazgeçmeyi bilmeli. Sevgi zorla oldurturulmuyor . Ve ihanet bu kadar kolay kabullenilmemeli. Bencilce sevdiğini bir türlü bırakamayıp ihanetini kabullenip kendine olan saygısını yitirmek . Dedim ya her sayfasında beni çok yordu . Ben kızdım ben söylendim ama Ferda affetti . Lakin kitabın sonunu sevdiğimi söyleyebilirim . Işte orası yüreğime şu serpti . Yasasin mutsuz sonlar .

Rüyalar ölümsuz degil hicbir rüya sonsuza kadar sürmuyor.
280 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. benim değildi o ses. konuşan ben değildim. o yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. içimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim
280 syf.
·Beğendi·5/10 puan
Saplantlili ve tutkulu bir ask hikayesi diyebilirim.yazar bazen agir betimlemelerle okuyucuyu boğsa da okunur. Zaman kaybi mi degil,buyuk keyif alinir mi bilemem.
296 syf.
·31 günde·Puan vermedi
Hayatın içinde olabilecek ve yaşamadan ders çıkarabileceğimiz o kadar çok şey anlatılmış ki kitabın derinliğinde sadakatsizliğin insan hayatını ne kadar çok etkilediğini ve küçük bir hatanın bile nelere yol açtığını anlatan bir roman :)
280 syf.
·Puan vermedi
Bu kitapla ilgili yazabileceğim tek şey bu kadar etkileyici bir son beklemiyordum. Önce bencilce bir aşk sonra ıstıraplı ve güzel bir son. Daha ne denir ki...
"Aşağıya inişimin, batışının saati; çünkü bir kez daha insanların arasına karışmak istiyorum...
Bu arada zamanı olan birisi olarak konuşuyorum kendime.
Hiç kimse yeni bir şey anlatmıyor bana ; bu yüzden anlatıyorum kendi kendime... "
Kadınlar kendilerini aldatan adamdan çok birlikte olduğu kadından nefret ediyorlar. Erkeğin ihaneti bağışlanabiliyor çoğu zaman ama o kutsala el uzatan kadın asla.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sadakat
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055596279
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turkuvaz Kitap
Baskılar:
Sadakat
Sadakat
İhanetin en uğursuzunu yaşayan Azra, tutkuyla bağlandığı, saplantılı hatta bencilce bir aşkla sevdiği Ferda ve ihanet nesnesi üçüncü kişi. Bir aşk-nefret ikilemi içinde, üçlü bir ilişkinin girdabında savrulan insanlar; çözümsüzlüğün, ikiyüzlülüğün, aşka tutsaklığın yakıcı çemberine kıstırılmış üç kişi. Yaşamın kıyısında çözümsüz kalan Azra, her şey bittiğinde belleğinin ışığında şimdiyle geçmiş arasında gidip gelir ve dehşet verici bir sonla biten hikâyesini sayfalara döker. Yaşamla ölümün kesişme noktasından geçmişe bakarken ihanetin mi sadakatin mi zor olduğunu sorgulatır okura. Günümüz ilişkilerinin çıkmazlarını, yerleşik kuralların geçersizliğini, kadınla erkek arasındaki tutku bağlarını ustalıkla işleyen İnci Aral, modern zamanların aşkları üzerinde düşünmeye zorluyor hepimizi.

"Sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. Sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. Benim değildi o ses. Konuşan ben değildim. O yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. Sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. Yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. İçimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. Sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 444 okur

  • alone. büşra
  • özge aydemir
  • Gülnaz AYDIN
  • BURCU YARIMKAŞ
  • Yeliz Eren
  • Ulysses
  • Dilek Akboğa
  • Deniz
  • lirsu
  • Özlem Kocadağ Bozkurt

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.9
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%11.6
25-34 Yaş
%36.2
35-44 Yaş
%30.4
45-54 Yaş
%15.9
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%92.1
Erkek
%7.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.5 (17)
9
%11.7 (12)
8
%20.4 (21)
7
%20.4 (21)
6
%8.7 (9)
5
%5.8 (6)
4
%1.9 (2)
3
%0
2
%1 (1)
1
%0