İNCİ ARAL —-SADAKAT
#okudumbitti
Bu kitap ; “Her Şey Yolunda” yalanının edebiyat dersi gibiydi . Kitabın kapağını bir okur olarak açtım .Ve içinden, evlilik denen o büyük sahnenin arka odasında yaşanan , üzeri örtülmeye çalışılan tüm gerçekler yüzüme sertçe çarpmış gibi çıktım Şu an boş boş duvarlara bakmaktan kendimi alamıyorum doğrusu .
Ah, o karakterler! (Azra ,Annesi ,Ferda,Şevki , Aliye ve diğerleri )Hepsi tanıdık . Hepsi kusurlu, yorgun ve özellikle acı çeke çeke yaşıyorlar . Ve onların evliliğe, eşe, hatta kendi annelik rollerine duyduğu o yabancılaşma hissi...
Kadın karakterler hep bir arayış içinde. Onların "sadakat" kavramına yükledikleri anlam, toplumsal beklentileri aşıyor . Kendi ruhsal sağlıklarını koruma çabasıyla ,fedakarlık ve özgürleşme arasında sıkışıp kalıyorlar .
Erkekler ise modern yaşamın getirdiği yabancılaşma, iletişim kuramama ve duygusal körlük içinde . Sadakatleri ise sadece , konfor alanı ve alışkanlık.
Başkasına sadık kalmaya çalışırken, kendimize ne kadar ihanet ediyoruz sizce? Konfor alanı, alışkanlıklar, söylenememiş sözler... Bunların hepsi birikir de birikir ve bir gün patlar. İşte bu kitap , o patlama anının öncesini, sonrasını cezaevindeki bir kadının kaleminden anlatıyor .
Sizce "Aşk nedir? Bir insana ne kadar sadık kalabiliriz? Kimin kime ihanet ettiği aşamasındaysanız hâlâ ,romandan öğreneceksiniz zaten ama neden en başta kendimize ihanet etmeyi seçeriz ? Biten bir ilişkinin enkazından çıkarken nasıl bir birey olarak çıkarız sizce ?
Çok soru sordum ama cevaplarını da bekliyorum .
Eğer psikolojik derinliği olan, sizi rahatsız eden ama bir o kadar da aydınlatan bir roman arıyorsanız, bu kitap listenizin en üstüne çıkmalı.