Şarkını Söylediğin Zamanİnci Aral

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.408
Gösterim
Adı:
Şarkını Söylediğin Zaman
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944756716
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
"Bende anlayamadığın nedir biliyor musun?"
"Neymiş?"
"Nazım'ın dediği gibi: 'Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum. Kendi şarkımı.' Ama yapamam biliyorum, çünkü o şarkı içimde kuruyup kaldı. Beni öldüren bu işte."
"Şarkılar bitmez, yeni şarkılar filizlenip doğar her zaman..."

Bu roman, Deniz ile Cihan'ın hüzünlü şarkısını anlatıyor. 70'li yılların sonunda Ankara'da, üniversitede tanışan Deniz ile Cihan'ı ortak tutkuları olan müzik bir araya getirir. Deniz, Ankaralı bir ailenin isyankar kızı, Cihan taşradan gelmiş bir genç adamdır. 12 Eylül öncesinin en karanlık günlerinde yolları kesişen bu iki genç arasındaki ilişki birini tutkulu bir aşka götürürken, diğeri devrimci düşlerinin rüzgarına kapılır. Yaşanmamış bir aşkın izdüşümü, aradan otuz yıl geçtikten sonra farklı bir boyutta, ama aynı tutkuyla iki insana yansır: Biri artık orta yaşını sürmekte olan Cihan, diğeriyse ona hem yabancı hem de son derece tanıdık olan bir kadındır.

İnci Aral, arka planında değişen bir ülke, insanlar, gençlik ve siyaset olan, bambaşka bir aşkın izini sürüyor. Umudun, arzunun, hüznün, şarkılarla canlanan iklimini bir kez daha, derinlik ve ustalıkla anlatıyor.

İnci Aral, Şarkını Söylediğin Zaman'la Türk romanını zirveye taşıyor. Okuyanın aklından yıllarca çıkmayacak bir ezgi dinletiyor.
(Arka Kapak)
Hayatın kimi anlarında prangalara bağlı olan vücudumuzu ve ruhumuzu daha çok acıtmaya başlıyor gerilen zincirler. Sırf bu yüzden yine kimi anlar geliyor hayattan soğumaya, ister istemez elimizi ayağımızı hayattan çekmeye başlıyoruz. Belki de bu kimi anlardan biri rastladım diye düşünüyorum. Bu güzel siteye uzun bir süre uğrayamamaış olmamın sebebini de buna bağlıyorum. Peki ya sizin zincirleriniz ne alemde sevgili dostlarım ve büyüklerim? Benimkiler çok gergin.

Bir kitap incelemesinden böyle ayrıntılara yer vermek gereksiz, lafı çok uzatmadan asıl incelemeye (kendim hakkımda olan incelemeyi bırakıp) geçmek isterim. Şarkını Söylediğin Zaman, İnci Aral ile tanışma kitabım oldu. Kitabı okumam uzun sürdüğünden midir bilinmez fakat bende kitaba karşı bir bağlanma hissi ortaya çıktı. Bu hissi elbette ki kitap bitince daha da iyi anladım. Sizlerin de yabancı olmadığı bir duygudur bu; bir kitaba bağlanırsınız, kitabın bir gün biteceği düşüncesine katlanamaz hale gelirsiniz. Fakat kötü sondan da kaçamazsınız. Kitap bittiği gün içinizde acı bir boşlukta yaşamaya devam edersiniz. İşte bende de bu etkiyi gösterdi Şarkını Söylediğin Zaman.

Kitap 80'li yıllardaki yaşanan bir aşkı anlatıyor. Fakat kitabın asıl zamanı ise günümüz. Bu tür anlatım teknikleri bana göre oldukça zordur. Zorluğu iki zamanı birden kontrol altına alabilmenin güç olmasından kaynaklanır. İnci Aral bu zorluğun altından usta bir şekilde kalkmış diyebilirim. Hem 80'li yılların o kasvetini hem de günümüzün boğuculuğunu gözler önüne sermiş. Üstelik hikayedeki geçmiş zamanlar gelip gidişler göze batmıyor, hikayenin devamlılığına uyarak devam ediyor.

Kitapta dikkat çekilen bir konu da devrimcilik kavramı olmuş. Zamanında yanlış anlaşılan ve de yaşanılan devrimcilik kavramını de irdelemekten geri kalmamış Aral. Öyle ki, devrimcilik kavramının kavga dövüş ya da zorbalık ile alakasının olamayacağını dile getirmiş. Devrimciliğin önce zihinlerde başlaması gerektiğinin, aksi takdirde yanlış anlaşılmaya müsait bir kavram olduğunun da altını çizmiş. Bunu da kitaptaki Deniz karakterinin düşüncelerini temel alarak yapmış.

Deniz'in de bir zamanlar - sözde- devrimci oluşu, zaman geçtikçe kendine devrimci diyenleri anlayamaması, bu yüzden de onlardan soğuması gibi durumlar da bunu kanıtlar nitelikte. Bu konu daha önce sitede de açıldı, asıl devrimcilik nedir diye. Devrimciliğin halkın genelde anladığı kavgalı dövüşlü kavramla uzaktan yakından alakası olmadığı, ilk devrimin zihinlerde olduğundan bahsedilmişti. Özellikle o gönderideki büyüklerime bu kitabı tavsiye ederim.

Kitapta genel olarak hüküm sürdüren bir hüzün havası vardı. Özellikle bu etmen de kitabı bana sevdiren etmenlerden biri oldu. Bu elbette ki zevklerle ilgili bir durum. Ben şahsen bu tür kitapları çok severim, kitaba belli bir ağırlık kazandırır çünkü hüzün kavramı. Ayrıca kitapta işlenilen aşk kavramını da çok beğendim. Tanımlamak gerekirse, bir tür 'hüzün yaşanması gerekilen aşk' idi bu. Ayrıntısına girmeyeceğim kitabı okuyacak olanlar ne dediğimi anlayacaklardır. Bu, normal aşk kavramlarından farklı; bir bilinçli uzaklaşma isteği içeriyor. Bana soracak olursanız bu gerçekten çok hoş bir aşk kavramı. Aşkın kavramları da kişiden kişiye farklılık gösterdiği için bana hoş gelen bu kavram kimilerine çok saçma gelebilir. Aşkın bu kavramına da şahit olmanızı öneririm.

Cihan ile Deniz'in aşk kavramından haberdar olmak için ve de bazı yanlış anlaşılmaların alternatif çözümlerini Aral'ın ağzından dinlemek istiyorsanız Şarkını Söylediğin Zaman'ı şiddetle öneririm.
Münir Nurettin Selçuk'un çok sevdiğim sultan-ı yegah makamındaki şarkısının adını görünce dayanamadım aldım kitabı. Ne iyi etmişim. Kitap da bu makamda zaten. İnceden inceye insanın içini acıtıyor.
Açıkçası biraz sıradışı bir aşk var kitapta. Cihan'ın Deniz'e duyduğu derin aşk. 12 eylül dönemi ve Deniz hareketli bir devrimci. Bu yüzden pek aşka ayıracak vakti yok. Cihan, Deniz'in tüm kaprislerine rağmen onu seven genç. Aradaki olaylara çok fazla girmek istemiyorum çok spoiler içerikli bir inceleme olur çünkü :)
Cihan'ın Deniz'e aşkı, Ayşe'nin Cihan'a aşkı... Bence okunmalı. Hatta bonus olarak da bu güzel kitabın üzerine şu güzelim şarkı mutlaka dinlenmeli...
https://www.youtube.com/watch?v=3M1BvWrxcco
"Bende anlayamadığın neydi biliyor musun?"
"Neymiş?"
"Nazım'ın dediği gibi: ' Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.Kendi şarkımı.' Beni öldüren de bu işte."
" Şarkılar bitmez , yeni şarkılar filizlenip doğar her zaman..."
Bu roman Deniz ile Cihan'ın hüzünlü şarkısını anlatıyor. 70'li yılların sonunda Ankara'da, üniversitede tanışan Deniz ile Cihan'ı ortak tutkuları olan müzik bir araya getirir. Deniz, Ankara'lı bir ailenin isyankâr kızı, Cihan taşradan gelmiş genç bir adamdır. 12 Eylül öncesinin en karanlık günlerinde yolları kesişen bu iki genç arasındaki ilişki birini tutkulu bir aşka götürürken, diğeri devrimci düşlerin rüzgarına kapılır. Yaşanmamış bir aşkın izdüşümü, aradan otuz yıl geçtikten sonra farklı bir boyutta, ama aynı tutkuyla iki insana yansır: Biri artık orta yaşlarını sürmekte olan Cihan, diğeriyse ona hem yabancı hem de son derece tanıdık olan bir kadındır. İnci Aral, arka planında değişen bir ülke, insanlar, gençlik ve siyaset olan bambaşka bir aşkın izini sürüyor. Umudun, arzunun, hüznün, şarkılarla canlanan iklimini bir kez daha, derinlik ve ustalıkla anlatıyor. İnci Aral, Şarkını Söylediğin Zaman'da okuyanın aklından yıllarca çıkmayacak bir ezgi dinletiyor.

"Kitabın arka kapağından alıntıdır"
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Şarkını Söylediğin Zaman", arka kapağını okuduğum anda "Bu kitap benim olmalı." dediğim kitaplardan biri olmasının yanı sıra aynı zamanda İnci Aral'ın kalemi ile ilk defa tanışacak olmam açısından benim için ayrı bir önem taşıyordu. Arka kapağını okuduğum andan kitabı elime alana kadar geçen sürede olaylar ve karakterler hakkında kendimce bazı tahminler yürütmeyi de elbette ihmal etmedim.Fakat kitabı elime aldığımda tüm tahminlerim alt üst oldu.
Kitabı bir aşk romanı olarak değerlendirecek olursak kesinlikle başarılı bir kurguya sahip olduğunu düşünüyorum. Yazarımız karakterlerin hayatlarını öyle bir şekilde bağlamış ki bu durum okurken merakımı oldukça arttırmış ve en sonunda beni şaşırtmayı başarmıştı. Eğer aşk romanları okumaktan keyif alıyorsanız şans vermenizi tavsiye edebileceğim bir roman. Kesinlikle okurken şaşıracak ve etkileneceksiniz.Fakat benim gibi kitabın içinde barındırdığı aşktan çok o aşkın geçtiği dönem, o dönemin toplumsal ve siyasal yapısı ile daha çok ilgileniyorsanız bu noktada biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Okurken yer yer dönemin ruhunu hissetmiş olsam da tam anlamıyla beklediğim tadı alamadım. Bu durum, bana göre karakterimiz Deniz'in çizdiği profil ile "devrimci kadın" profilinin tam anlamıyla bağdaşmamış olmasından kaynaklanıyordu. Karakterimiz bazı şeylerin gölgesinde kalmak yerine devrimci mücadelenin içinde tam anlamıyla yer alabilseydi, dönemin ruhu okura daha çok geçerdi diye düşünüyorum. Genel anlamda kitabı beğendim. Kesinlikle etkileyici bir yanı olduğu aşikar. Okuru şaşırtacak bir kurgusu var.Fakat geri plandaki olaylar Deniz karakterine bağlı olarak biraz yetersiz kalmıştı ve bu durum - kitaptan beklentisi çok yüksek olan- beni üzdü.
Bu kitapda kendini devrim icin adamis bir kizin yillar sonra annesinin sevgilisine asik oldugunu bu aski yasarkende devrimciligi ile aski arasindaki gel-gitleri soluksuz okuyacaksiniz.Inci Aral bu kitapta bir genc kizin devrimi ve aski arasinda kalis oykusunu cok iyi bir sekilde anlatmis
Fazlasıyla saçma bir kitap. Belki aşamadığım duvarlar olduğu içindir ama bir adam aşık olduğu kadının kızından nasıl hoşlanır fazla hayal ürünü. Beğenmedim...
İlgi çekici konusuyla hem geçmişe isik tutan ,yakin tarihimize sikici olmadan değinen, hem de iç sesimize kulak vermemizi sağlayan oldukça akici keyifli bir kitap. Yavaş yavaş keyif alarak okudum ve kesinlikle tavsiye ediyorum
İnci Aral'ı tanıma kitabım.Yaklaşık 2 sene önce okumuştum hatırladığım kadarı ile bir gençlik temalı bir kitaptı.Ruh bunalım ve buhranı geçiren ve çevre-benlik kuşatması içerisindeki bir genç kızın çıkış yolu işleniyordu.
İnci Aral geçmiş ile bugünün arasında dokuduğu bireysel açıdan aşkı
ve toplumsal açıdan 80'lerin buhranlı ama ateşli havasındaki yaşananları başarılı biçimde işlemiş bu kitabında. Babasının annesini aldattığı ve mutsuz bir aile içinde yetişen bir burjuvazi olan Deniz ekseninde yapılan freudyen psikolojik göndermeler etkileyiciydi. Ailevi sebeplerden ötürü evinden uzaklaşmak isteyen nice gencin sözde devrimci olmaya çalıştığı ve örgütlerin de bu gençlerin içlerindeki ateşten faydalandıklarını hissettiriyor yazar satırlarında. Deniz'in babasının kızını kendi elleriyle güvendiği ellere teslim etmesinin ardından kızının yaşadığı işkenceleri hayal edemeyip kızı hapisten çıkınca içine düştüğü buhran anlarında onun için yaptığı fedakarlıkları yüzüne vurması yaralayıcı! Deniz'in bir yandan babasıyla arasındaki sorunların çözülemeyişi, bir yandan dışarı çıktığı halde eski devrimcilerden kopamayışı, bir yandan yaşadığı acıların etkisinden kurtulamayışı adım adım intihara yönelmesine neden oluyor. Okuyucu olarak şaşırtmayan bir veda oluyor.

Dil ve anlatım yönüyle başarılı olmasına rağmen kitabı okurken beni rahatsız eden tarafları da vardı. Örneğin, Deniz'in kızı Ayşe ile Deniz'in eski sevgilisi ve arkadaşı Cihan'ın aşkı tüm gerçekler ortaya çıkmasına rağmen daha da güçlenerek devam ediyor. Bu durum Cihan'ın Deniz'e olan aşkını ve Ayşe'nin evlat olarak annesine saygısını lekeliyor. Bencilce bir yaklaşım gibi hissettim. Zaten aşk romanları okumaktan hoşlanmam ki bu durum pembe dizi tadı yaratmış ne yazık ki. Ayrıca Ayşe'nin babasının Deniz'in güzel bir yuva ve çocuk sahibi olmak istediği dönemde Deniz'e yaşattığı kötü şeylerden sonra ve Deniz Ayşe'yi aldırmasını söyleyen eşine rağmen onu doğurmasına rağmen Ayşe'nin babasını temize çıkarıp annesini hafızasından silmeye çalışması, onu değersizleştirmesi hoş değildi.

Keyifli okumalar...
Zaman, içinde yaşadığımız bir akarsudur; bizi alıp ya ileriye doğru götürür ya da boğup öldürür.
Asıl sorun ise yeteneksiz hırslıların köşe başlarını kaptığı ortamda iyi ve temiz kalmaktı.
İnci Aral
Sayfa 10 - Kırmızı Kedi Yayınevi
"Bende anlamadığın nedir biliyor musun?"
"Neymiş?"
"Nazım'ın dediği gibi: 'Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum. Kendi şarkımı.' Ama yapamam biliyorum, çünkü o şarkı içimde kuruyup kaldı. Beni öldüren bu işte."
"Şarkılar bitmez, yeni şarkılar filizlenip doğar her zaman..."
Aşk peri masalı gibi zamanın içinde bir yerlerde durur ve hep seni bekler. Masalın iyi ya da kötü bitmesi önemli değildir. Masal masaldır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şarkını Söylediğin Zaman
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944756716
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
"Bende anlayamadığın nedir biliyor musun?"
"Neymiş?"
"Nazım'ın dediği gibi: 'Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum. Kendi şarkımı.' Ama yapamam biliyorum, çünkü o şarkı içimde kuruyup kaldı. Beni öldüren bu işte."
"Şarkılar bitmez, yeni şarkılar filizlenip doğar her zaman..."

Bu roman, Deniz ile Cihan'ın hüzünlü şarkısını anlatıyor. 70'li yılların sonunda Ankara'da, üniversitede tanışan Deniz ile Cihan'ı ortak tutkuları olan müzik bir araya getirir. Deniz, Ankaralı bir ailenin isyankar kızı, Cihan taşradan gelmiş bir genç adamdır. 12 Eylül öncesinin en karanlık günlerinde yolları kesişen bu iki genç arasındaki ilişki birini tutkulu bir aşka götürürken, diğeri devrimci düşlerinin rüzgarına kapılır. Yaşanmamış bir aşkın izdüşümü, aradan otuz yıl geçtikten sonra farklı bir boyutta, ama aynı tutkuyla iki insana yansır: Biri artık orta yaşını sürmekte olan Cihan, diğeriyse ona hem yabancı hem de son derece tanıdık olan bir kadındır.

İnci Aral, arka planında değişen bir ülke, insanlar, gençlik ve siyaset olan, bambaşka bir aşkın izini sürüyor. Umudun, arzunun, hüznün, şarkılarla canlanan iklimini bir kez daha, derinlik ve ustalıkla anlatıyor.

İnci Aral, Şarkını Söylediğin Zaman'la Türk romanını zirveye taşıyor. Okuyanın aklından yıllarca çıkmayacak bir ezgi dinletiyor.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 190 okur

  • ecenur
  • İlkyaz Aydın
  • Aybüke Şahin
  • sanem
  • burcu karpuz
  • Cemre Gkc
  • Hakan
  • Selenn
  • Ece Akbayram
  • Hanım BAYRAM

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%1.2
18-24 Yaş
%24.1
25-34 Yaş
%33.7
35-44 Yaş
%24.1
45-54 Yaş
%8.4
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.9
Erkek
%14.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.5 (13)
9
%10.2 (5)
8
%28.6 (14)
7
%10.2 (5)
6
%14.3 (7)
5
%4.1 (2)
4
%0
3
%4.1 (2)
2
%0
1
%2 (1)