Şarkını Söylediğin Zaman

7,6/10  (37 Oy) · 
150 okunma  · 
35 beğeni  · 
1.195 gösterim
"Bende anlayamadığın nedir biliyor musun?"
"Neymiş?"
"Nazım'ın dediği gibi: 'Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum. Kendi şarkımı.' Ama yapamam biliyorum, çünkü o şarkı içimde kuruyup kaldı. Beni öldüren bu işte."
"Şarkılar bitmez, yeni şarkılar filizlenip doğar her zaman..."

Bu roman, Deniz ile Cihan'ın hüzünlü şarkısını anlatıyor. 70'li yılların sonunda Ankara'da, üniversitede tanışan Deniz ile Cihan'ı ortak tutkuları olan müzik bir araya getirir. Deniz, Ankaralı bir ailenin isyankar kızı, Cihan taşradan gelmiş bir genç adamdır. 12 Eylül öncesinin en karanlık günlerinde yolları kesişen bu iki genç arasındaki ilişki birini tutkulu bir aşka götürürken, diğeri devrimci düşlerinin rüzgarına kapılır. Yaşanmamış bir aşkın izdüşümü, aradan otuz yıl geçtikten sonra farklı bir boyutta, ama aynı tutkuyla iki insana yansır: Biri artık orta yaşını sürmekte olan Cihan, diğeriyse ona hem yabancı hem de son derece tanıdık olan bir kadındır.

İnci Aral, arka planında değişen bir ülke, insanlar, gençlik ve siyaset olan, bambaşka bir aşkın izini sürüyor. Umudun, arzunun, hüznün, şarkılarla canlanan iklimini bir kez daha, derinlik ve ustalıkla anlatıyor.

İnci Aral, Şarkını Söylediğin Zaman'la Türk romanını zirveye taşıyor. Okuyanın aklından yıllarca çıkmayacak bir ezgi dinletiyor.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2011
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9789944756716
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Aykut 
05 Oca 2017 · Kitabı okudu · 21 günde · 9/10 puan

Hayatın kimi anlarında prangalara bağlı olan vücudumuzu ve ruhumuzu daha çok acıtmaya başlıyor gerilen zincirler. Sırf bu yüzden yine kimi anlar geliyor hayattan soğumaya, ister istemez elimizi ayağımızı hayattan çekmeye başlıyoruz. Belki de bu kimi anlardan biri rastladım diye düşünüyorum. Bu güzel siteye uzun bir süre uğrayamamaış olmamın sebebini de buna bağlıyorum. Peki ya sizin zincirleriniz ne alemde sevgili dostlarım ve büyüklerim? Benimkiler çok gergin.

Bir kitap incelemesinden böyle ayrıntılara yer vermek gereksiz, lafı çok uzatmadan asıl incelemeye (kendim hakkımda olan incelemeyi bırakıp) geçmek isterim. Şarkını Söylediğin Zaman, İnci Aral ile tanışma kitabım oldu. Kitabı okumam uzun sürdüğünden midir bilinmez fakat bende kitaba karşı bir bağlanma hissi ortaya çıktı. Bu hissi elbette ki kitap bitince daha da iyi anladım. Sizlerin de yabancı olmadığı bir duygudur bu; bir kitaba bağlanırsınız, kitabın bir gün biteceği düşüncesine katlanamaz hale gelirsiniz. Fakat kötü sondan da kaçamazsınız. Kitap bittiği gün içinizde acı bir boşlukta yaşamaya devam edersiniz. İşte bende de bu etkiyi gösterdi Şarkını Söylediğin Zaman.

Kitap 80'li yıllardaki yaşanan bir aşkı anlatıyor. Fakat kitabın asıl zamanı ise günümüz. Bu tür anlatım teknikleri bana göre oldukça zordur. Zorluğu iki zamanı birden kontrol altına alabilmenin güç olmasından kaynaklanır. İnci Aral bu zorluğun altından usta bir şekilde kalkmış diyebilirim. Hem 80'li yılların o kasvetini hem de günümüzün boğuculuğunu gözler önüne sermiş. Üstelik hikayedeki geçmiş zamanlar gelip gidişler göze batmıyor, hikayenin devamlılığına uyarak devam ediyor.

Kitapta dikkat çekilen bir konu da devrimcilik kavramı olmuş. Zamanında yanlış anlaşılan ve de yaşanılan devrimcilik kavramını de irdelemekten geri kalmamış Aral. Öyle ki, devrimcilik kavramının kavga dövüş ya da zorbalık ile alakasının olamayacağını dile getirmiş. Devrimciliğin önce zihinlerde başlaması gerektiğinin, aksi takdirde yanlış anlaşılmaya müsait bir kavram olduğunun da altını çizmiş. Bunu da kitaptaki Deniz karakterinin düşüncelerini temel alarak yapmış.

Deniz'in de bir zamanlar - sözde- devrimci oluşu, zaman geçtikçe kendine devrimci diyenleri anlayamaması, bu yüzden de onlardan soğuması gibi durumlar da bunu kanıtlar nitelikte. Bu konu daha önce sitede de açıldı, asıl devrimcilik nedir diye. Devrimciliğin halkın genelde anladığı kavgalı dövüşlü kavramla uzaktan yakından alakası olmadığı, ilk devrimin zihinlerde olduğundan bahsedilmişti. Özellikle o gönderideki büyüklerime bu kitabı tavsiye ederim.

Kitapta genel olarak hüküm sürdüren bir hüzün havası vardı. Özellikle bu etmen de kitabı bana sevdiren etmenlerden biri oldu. Bu elbette ki zevklerle ilgili bir durum. Ben şahsen bu tür kitapları çok severim, kitaba belli bir ağırlık kazandırır çünkü hüzün kavramı. Ayrıca kitapta işlenilen aşk kavramını da çok beğendim. Tanımlamak gerekirse, bir tür 'hüzün yaşanması gerekilen aşk' idi bu. Ayrıntısına girmeyeceğim kitabı okuyacak olanlar ne dediğimi anlayacaklardır. Bu, normal aşk kavramlarından farklı; bir bilinçli uzaklaşma isteği içeriyor. Bana soracak olursanız bu gerçekten çok hoş bir aşk kavramı. Aşkın kavramları da kişiden kişiye farklılık gösterdiği için bana hoş gelen bu kavram kimilerine çok saçma gelebilir. Aşkın bu kavramına da şahit olmanızı öneririm.

Cihan ile Deniz'in aşk kavramından haberdar olmak için ve de bazı yanlış anlaşılmaların alternatif çözümlerini Aral'ın ağzından dinlemek istiyorsanız Şarkını Söylediğin Zaman'ı şiddetle öneririm.