Nihan Şenol

Nihan Şenol
@nihansenol
Okumayı, yazmayı ve kedileri seven bir insanım.
Fotoğrafçı
11 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Evet Nasenka, insan yanılır ve gerçek, hakiki bir tutkunun onun ruhunu heyecanlandırdığına inanır bilinçsizce, işe yaramaz hayallerinde canlı, ele gelir bir şeyler olduğuna inanır istemeden! Nasıl da yalan - işte diyelim, aşk bütün tükenmez mutluluğuyla, bütün acı verici eziyetleriylr gövdesine girmiştir... Ona bakar bakmaz inanır insan!
Sayfa 53·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oda kararmıştı; ruhu boş ve üzüntülüydü; bütün bir hayal krallığı çevresinde silinip gidiyordu iz bırakmadan, ses çıkarmadan, düş gibi uçup geçiyordu, ama o nasıl bir düş gördüğünü bile hatırlamıyordu. Ama hafifçe göğsünü sızlatan ve heyecanlandıran karanlık bir his, yeni bir arzu baştan çıkarıcı biçimde gıcıklıyor ve huzursuz ediyor fantezisini ve bir dizi yeni hayali çağırıyor farkına varmadan.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
O şimdi artık kendi özel yaşamıyla zengindir; nasılsa birden zenginleşmiştir ve batan güneşin veda huzmesi onun önünü öyle neşeyle boş yere aydınlatmaz ve ısınan kalbinde bir dizi izlenimler uyandırmaz. Daha önce en ufak ıvır zvırıyla bile dikkatini çekebilen o yolu zar zor fark ediyor o şimdi.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Alıntı
"Hikâyeyi!" diye bağırdım korkarak. "Hikâyeyi! Ama size kim söyledi benim bir hikâyem olduğunu? Benim bir hikâyem yok..." "Bir hikâyeniz yoksa, nasıl yaşıyorsunuz?" diye sözümü kesti gülerek. "Tamamen hikâyesiz! Yani, bizde dendiği gibi, bir başıma yașadım, yani tamamen yalnız - yalnız, tümüyle yalnız - anlıyor musunuz, nedir bu yalnız?" "Ama nasıl yalnız? Yani hiç kimseyi görmüyor musunuz?" "Ah hayır, görmesine görüyorum -ama yine de yalnızım." "Ne yani, kimseyle konuşmuyor musunuz?" ""Tam anlamıyla, kimseyle."
Sayfa 42·Kitabı okudu
Alıntı
Gerçekten “comme il faut” yaşadım mı? Ya da doğrusu böyle yaşamak mıydı? Ellerim titremiyor, gözlerim kısık bakmıyor, acıdan kıvranmıyorken hayatta ne kadar başarıya ulaştığım hakkında böbürlenirdim. Beş bin frank… Evet, kazandım. İşte herkesin sahip olmak isteyeceği bir iş, ev, aile! İşte ölüm onlara uğramadığı için hallerinden memnun dostlarım… Hayatım boyunca hep bir şeyleri elde etmek, toplumda saygı duyulan biri olmak için çabaladım. Elde ettiğim hiçbir şeyin anlamı yok… Neden?.. İyileşecek miyim yoksa? Hayır, ağrılarım geçmiyor, acı içinde kıvranıyorum. Son nefesime kadar iyi bir yaşam sürdürememenin azabıyla can çekişiyorum. *** Sıradan bir insanın ölümü ancak bu kadar gerçekçi, bu kadar dokunaklı aktarılabilirdi kâğıda. Tutmakta zorlandığım gözyaşlarım ve diken diken olan tüylerim eşlik etti bana okuma sürecimde. Acı, pişmanlık, keder… Bütün bu duyguları yüzyılları aşarak önümüze sermiş; hepimize yeni bir pencere açmamış, baktığımız yönü değiştirmeyi başarmış Tolstoy. Ben dedemi kaybettim bu yıl. O da oldukça fazla acı çekti. Hep düşünmüşümdür, bilinci kapalı görünüyorken aklından geçenler neydi? Neden nefesini verirken zorlandı böylesine? Acaba neye ihtiyacı vardı? Hâlâ düşünüyorum. Bu sebeple daha da dokunaklıydı her bir cümle benim için.
Duygu ve Düşünce