Öfke diyordum ona. Ama yeraltına inmiş ve her türlü başka duyguyla karışmıştı. Tuhaf etkilerine bakarak hüküm verecek olursak, basit ve açık bir öfke değil, maskelenmiş karmaşık bir öfkeydi bu.
“Dostoyevski’nin kahramanları ancak yeni insanı doğurdukları zaman gerçek camianın içine girerler. Balzac’ta kahraman toplumu hâkimiyeti altına aldığı zaman zaferini kutlar, Dickens’ta ise sosyal sınıfa, burjuva hayatına, aileye, iş yaşamına iyice uyum sağladıktan sonra. Dostoyevski kahramanının hedeflediği camia sosyal bir camia değildir artık, bilakis dinsel bir camiadır, toplumun değil, dünya kardeşliğinin peşindedir.”