Ahmet Asaf

Ahmet Asaf
@nihavend
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet.. // Narkotik baskını gibi şimdiki aşklar..
Karanlıklar, ışıklar, gölgeler sussun ki, Allâh’ım, Bütün dünyâyı inletsin benim secdem, benim âhım. Ömürler geçti, sen yoksun, gel ey bir tânecik Ma’bûd, Gel ey bir tânecik gâib, gel ey bir tânecik mevcûd! Ya sıyrılsın şu vahdet-gâhı vahşet-zâr eden hicran, Ya bir nefhanla serpilsin bu hâsir kalbe itmînan. Hayır, îmanla, itmînanla dinmez rûhumun ye’si: Ne âfâk isterim sensiz, ne enfüs, tamtakır hepsi! Senin mecnûnunum, bir sensin ancak taptığım Leylâ; Ezelden sunduğun şehlâ nigâhın mestiyim hâlâ! Gel ey sâkî-i bâkî, gel, Elest’in yâdı şâd olsun: Yarım peymâne sun, bir cür’a sun, tek aynı meyden sun! O lâhûtî şarâbın vahyi her zerremden inlerken, Bütün âheng-i hilkat bir zaman dinsin enînimden. Gel ey dünyâların Mevlâ’sı, ey Leylâ-yı vicdânım, Senin yâd olduğum sînende olsun, varsa, pâyânım!
Dorlion Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gel ey Leylâ, gel ey candan yakın cânan, uzaklaşma! Senin derdinle canlardan geçen Mecnun'la uğraşma!
Sayfa 454 - Dorlion Yayınları·Kitabı okudu
Bülbül Şiiri ( En sevdiğim şiirlerden)
Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım; Nihâyet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım. Şehirden kaçmak isterken sular zâten kararmıştı; Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdîyi sarmıştı. Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiş lâl... Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl. Muhîtin hâli «insâniyyet»in timsâlidir, sandım; Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neler andım! Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd, Zalâmın sînesinden fışkıran memdûd bir feryâd, O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu: Ki vâdîden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu. Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi: Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûyâ Sûr-i Mahşer’di! — Eşin var, âşiyânın var, bahârın var, ki beklerdin; Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin? O zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun; Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun. Bugün bir yemyeşil vâdî, yarın bir kıpkızıl gülşen, Gezersin, hânümânın şen, için şen, kâinâtın şen. Hazansız bir zemîn isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın, Ufuklar, bu’d-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın. Değil bir kayda, sığmazsın -kanatlandın mı- eb’âda; Hayâtın en muhayyel gâyedir ahrâra dünyâda. Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır? Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır? Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım: Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım! Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
Sayfa 450 - Dorlion Yayınları·Kitabı okudu
Ekrem Düzgünoğlu - Nerdesin
Aman vermiyor sağır duvarlar Canımdan can alıyor Ağlayan talihim yüzüme gülmüyor Nerdesin nerde youtu.be/3_AGtiTr178
İlâhî! Bir müeyyed, bir kerîm el yok mu, tutsun da, Çıkarsın Şark’ı zulmetten, götürsün fecr-i maksûda?
Sayfa 441 - Dorlion Yayınları·Kitabı okudu