Dördüncü bölümden alınan bu pasaj, Joyce'un gerçek bir sanatçı olmanın, sanatçının kendi başına verebileceği bilinçli bir karar değil, bir çağrı içerdiği iddiasını ortaya koymaktadır. Bu düşünceler Stephen'ın aklından, kumsalda yüzen genç bir kızı görmeden hemen önce geçer. Kızın görüntüsü romandaki en önemli aydınlanmalardan birine yol açar. Stephen onu rahipliği reddettikten kısa bir süre sonra, dini bağlılığından vazgeçtiği için ne yapacağından emin olamadığı bir zamanda görür. O anda Stephen nihayet güçlü bir çağrı hisseder ve yaşamı, insanlığı ve özgürlüğü kutlamaya karar verir, böyle bir kutlamadan yüz çevirmeye yönelik tüm ayartmaları görmezden gelir. Zaten ayartmaya iki kez yenik düşmüştür. Birincisi, Dublin'in sefaletine yenik düştüğünde "donuk ve kaba bir ses" onun derin bir günah işlemesine neden olur. İkincisi, "insanlık dışı bir ses" onu rahipliğin soğuk, donuk, duygusuz dünyasına davet eder. Bu ayartmaların her ikisi de ve sanatçı olma çağrısı, dış dünyanın Stephen'a etki ettiği güçlerdir. Bu bağlamda pasaj, Stephen'ı sanatçı olmaya yönelten şeyin kendi özgür iradesi olduğu kadar kader de olduğunu öne sürer.