Hayatın bilgeliği bazen ağır darbelerle gelir, yediğiniz yumruklar size yaşama sanatını öğretir. Yine de insan, ızdıraplarının toplamından daha fazlasıdır.
İnsanın içini aydınlatan ümit kandilleri sönmeye görsün, yaşama sevinci kaybolur, gözlerin feri gider, çökkünlük barbar ordularıyla ruhu istila eder. Çanakkaleli yaşlı bir nine der ki, "Çökmüş bir bina gibiyim oğlum." Bir başka kadın en iyi bildiği yerin terminolojisiyle konuşur ve mutfağın diliyle içine bir izah getirir: "Hani kızgın tavaya yağı attığında erir gider ya, işte öyle eriyip gidiyorum..."
Kalplerimiz ve ruhlarımız birbirine değdiğinde,yollarımız sabahçı kahvelerinde kesiştiğinde,her birimizin acısını müşterek acımız bildiğimizde, umut şehri büyüyecek. Ne zaman yorulsak hayattan, karşımızdakinin gözlerine bakmak yetecek. "Haydi!" diyecek o gözlerdeki ışıltı, "hayallerimizi birbirine ekleyerek umut şehrini kuralım."