Beyzanur

Beyzanur
yirmi altı yaşında, ortalama bir kitap okuyucusu, okumayı, yazmayı, çizmeyi-boyamayı, bitkileri ve hayvanları çok seviyor, üç dil biliyor ve iyi biri.
Şiddetin karşılıklı ilişkileri bakımından vejetaryenlik, savaşa karşı durma; barışçılık ise et yeme kültü­rüne karşı durma olarak görülebilir.
Reklam
Kapitalizme karşı olmadan faşizme karşı olanlar, bir barbarlığın içinden çıkan başka bir barbarlıktan yakınanlar, buzağı eti yemek isteyen ama buzağıyı öldürmek istemeyen insanlara benzer.
“Fab­rikatörün domuzlarından biri... Domuzdan istedikleri ondan elde edilmesi mümkün olan kârın tamamıdır. İşçilerden de istedikleri ve hatta halktan istedikleri de tamamen budur. Do­muzun bu konuda ne düşündüğü ve neler çektiği hesaba ka­tılmaz; emekçilerin ve eti satın alanların vaziyeti de bundan farklı değildir.”
Plutarch “Et Yeme Üzerine Makale” adlı yazısında okurlarına şu gerçekle sataşır: "Eğer etçil olduğunuza inanıyorsanız o zaman yemek istediğiniz hayvanı kendiniz öldürmekle işe başlayabilirsiniz ama bunu kendi do­ğal silahlarınızla yapın; kasap bıçağı, balta ya da sopa kullan­madan.” Plutarch insanların bir iskeletten et yiyebilmelerine müsait bir bedenleri olmadığına işaret eder. İnsanların “kıvrık bir gagaları, keskin pençeleri, sivri dişleri yoktur.” Yediğimiz hayvanları kendimiz öldürüp parçalarına ayırabilmek için kul­lanabileceğimiz bedensel araçlarımız yoktur; alet edevata ihti­yaç duyarız.
Eti yerinden çıkarmak, geniş ataerkil kültürün yapısı­nı tehdit etmek demektir.
Reklam