En başta bu ülkeyi seviyorlardı. Üstünde yaşadıkları bu toprakların cömertliğini ve bereketini biliyorlar, emeğin kutsallığını ve eşit paylaşımın erdemini biliyorlardı. Onlar sadece emeği değil, o emeğin sahipleri olan emekçileri de seviyorlardı.
Onlar belki hayatı daha yaşanılır kılmak için savaşmak zorunda kalıyorlardı, fakat savaşsız bir dünyanın özlemiyle bunu yapıyorlardı.
Onlar sadece bu ülkeyi değil, bu ülkeyle birlikte, kişiliklerini oluşturan ve besleyen kültürel değerleri ve tutkuyla bağlı oldukları hayatı çok seviyorlardı. Cesaretleri ve kararlılıkları burdan geliyordu.
Biz halkız! Halkın çıkarları ve mutluluğu için halkın yanındayız! Biz sam amca masallarıyla değil, kuvayı milliye destanlarıyla büyüdük. Bu memleketin gerçek sahipleri, öz evlatlarıyız!