Tabiki de yine kafayı yedim şaşırdık mı hayır. Öncelikle kitap gerçekten aşırı fazla dikenler ve güller sarayına benziyor ve bu gerçekten bazı kısımlardan artık rahatsız edici oldu. Öyle ki artık kitap hakkındaki tahminlerimi acotara göre yapmaya başladım.
Bunun dışında anlamsız o kadar fazla şey vardı ki mesela kral ölünce brie neden kendi tahta geçmedi ya da ölmesine gerek yok BRİE NEDEN TAHTA GEÇMİYOR KARDEŞİM TAÇ ONDA, jes’e noldu bu kız niye kardeşini kurtarmadı. Bu mal kız niye biriyle bağ kurmak zorumda olduğunu hissedip kendini sebastianın kollarına attı direkt belliydi zaten ne istediği bu çocuğun hiç mi demedin ben bu çocuğun sözde annesinin yaşamasını sağlayan kitabı aldım bu çocuk beni niye hala affediyor gerizekalı mı mal mı beyni yerinde mi diye. Gerçekten kadın karakterlere sinirlenmeyi hiç sevmiyorum ama bu kadar da kör olamazsın kardeşim ya. Noldu yani şimdi bir fin suçlu bir fin kötü şeyler yapıyor zaten de mi o sebastian diye ağladığı çocuk kamplarda çocukları öldürüp imi bin biyli bir şiy ülsün istimidim derken, kütüphane köşelerinde kızlarla fingirdeşirken, sana sürekli yalan söyleyip boynuna takip tasması takarken, arkadaşını seni sarhoş etmesi için gönderip başka birini öptüğü halde sana kendini suçlu hissettirirken bu adam mükemmel miydi?
Ah şimdi kalırsın öyle ortada taçsız. Nolacak yani bu hikaye nereden toplanacak hiç anlamadım ama sağlık olsun ne diyelim bu arada ben fini sevdim en azından çoğu zamanında dürüst adam mal gibi aşık etmedi kızı kendine sürekli durdurdu bu malı.
"Ben umut etmem. Tam bir zaman kaybı. Hatta tehlikeli de."
"İşte bu konuda yanılıyorsun. Asıl tehlikeli olan umut etmemektir."
"Ya umut edecek bir şey kalmadıysa?"
Ben kolayca kandırılabilecekleri güzel bir kızdan ibaret değildim. Ben karanlığın ta kendisiydim ve damarlarımda akan güç her zamankinden daha kuvvetliydi.