Artık yeter Ömer... Sana kızgın değilim... Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum... Sonra seni seviyorum... Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum... Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim... Allahaısmarladık... Güzel dudaklarını öperim... Sende bana kızma... Başka türlü yapamazdım... Allahaısmarladık...
Bakın, Beyazıt’a gelmişiz... Nasıl? Ne kadar zamanda? Bunları bilmiyoruz. Zamanın olduğu yerde kaldığını ve bizi huşu içinde dinlediğini fark etmiyor musunuz?.. Elinizi bana verin...
“Hayatını ağır kanamalı geçirmek istemiyorsan, koparken parçalanacak kadar alışma kimseye. Onlar seni terk etmeden sen onlardan vazgeç. Kalmaya çalışıyormuş gibi yaparken bile koşarak çık bütün fotoğraflardan. O yaldızlı çerçevelerden sana bir çatı çıkmayacak, medet umma onlardan. Kendi ruhunun çatlak duvarlarına tutun, zararsız hiçliğine yapış. Bir hiçten koparken kanamaz çünkü insan.”